Filmler

Netflix’in 18. Gül filmi ortaya koydu: ilk aşk plana dahil olmadığında ne olur?

Xyriel Manabat ve Kyle Echarri, kimlik ve planlanamayan şeyler hakkında çarpıcı bir gerçeği kavrayan Filipinli bir gençlik filminde buluşuyor
Molly Se-kyung

Filipinler’de on sekizinci doğum günü debütant töreni sıradan bir kutlama değildir. Bu, topluluk önünde yapılan resmi bir bildiridir: genç kadının hayatında iz bırakan on sekiz erkek tarafından takdim edilen on sekiz gül, aylarca prova edilen bir koreografi ve tüm mahallenin tanıklık ettiği törensel bir yürüyüş. Mükemmel bir debüt planlamak, kültürel olarak çok kesin bir anlamda, olmak istediğin kadın olmaya zaten başlamış olmak demektir. Rose — ilk kez bir uzun metrajlı filmde başrol oynayan Xyriel Manabat tarafından canlandırılıyor — törenini yıllardır planlıyor. Girişi kafasında koreografedi, onur muhafızları organize edilmiş, töreni taçlandıracak on sekizinci gül hazır. Planlamadığı tek şey, yanlış duyguları üreten bir anlaşmadır.

18. Gül‘ün gerçek sorusu Rose’un debütünü yapıp yapamayacağı değil. Yapacak. Soru, o törene kimin varacağı.

You are currently viewing a placeholder content from Default. To access the actual content, click the button below. Please note that doing so will share data with third-party providers.

More Information

Tutmayan bir anlaşma

Kyle Echarri’nin canlandırdığı Jordan, ulaşamadığı yabancı bir babayla kopuk bir ilişkinin özgül ağırlığını taşıyarak sinirli ve köksüz biçimde Romblon’a geliyor. Yerel topluluk onu, talep etmediği bir şeye hemen dönüştürüyor: öğrenciler onun Titanic‘teki DiCaprio’nun Jack’ine benzediğine karar veriyor; yani kendisi olmadan önce başkalarının arzularının perdesi haline geliyor. Jordan ve Rose’un yaptığı anlaşma pratik: o debüt masraflarını karşılamaya yardım ediyor, o da babasıyla yeniden bağ kurmasına destek oluyor. Ayrı ayrı iki hedefe hizmet eden şartlı bir işlem. Bu anlaşma her ikisini de bir ilişkinin gerektirdiği duygusal mesafede tutmayı amaçlıyor. Filmin anlatı ilkesi, bunun neden işe yaramadığını tam olarak göstermekten ibaret.

Yönetmen Dolly Dulu, filmi bilinçli olarak 2000’lerin başındaki Romblon’a yerleştirdi; kendi kişisel anılarından yola çıkarak sosyal medya öncesi bir dünyada romantiğin özgül niteliğini aktardı. Birini görmek istiyorsan fiziksel olarak bulman gereken, bir buluşmadan kaçınmanın dramatik bir araç değil gündelik hayatın koşulu olduğu o dünya. Filmin inşa edildiği baskı sistemi bu. Konuşmak yerine mesaj atmak için telefon yok, yüz yüze buluşmadan önce şekillendirilecek profil yok, hissettiklerin ile karşındakinin gözlemleyebildikleri arasında dijital mesafe yok.

Kimlik baskı altında

Gelişim psikolojisi ergenliği, inşa edilmiş kimliğin sosyal gerçeklikle sınanma dönemi olarak tanımlar: performatif benlik, dikkati toplam ve onayı yönetilemeyen bir kitleyle karşılaşır. İlk aşk, bu sınamanın kaçınılmaz hale geldiği somut mekanizmadır. Rose’un durumunda bu sınama, tüm Romblon topluluğu önünde kamuoyu taahhüdünde bulunduğu debüt biçimini alıyor. Planlamadığı bir şey tarafından dönüştürülmüş hâlde oraya varırsa, tutarsızlık herkesin gözü önünde açığa çıkar.

Jordan’ın yaptığı şey — istemeden, kaçınamadan — onu değil, planı görmek. Manabat ve Echarri arasındaki kimya, türün her şeyden önce gerektirdiği kayıtta işliyor: fiziksel çekimin sıcaklığı değil, işlemsel bir ilişki kurduğun biriyle hassas biçimde görülmenin özgül rahatsızlığı. 2015’ten bu yana süregelen gerçek arkadaşlıkları, filmin ihtiyaç duyduğu niteliği üretiyor: uzun süredir birbirini tanıyanların doğallığı, bu tanımışlığın öncekinden farklı bir şeye dönüştüğünün keşfiyle kesintiye uğrayan bir doğallık.

Filipin debüt geleneğinin Türk izleyiciye söyledikleri

18. Gül‘ün sunduğu karşılaştırma, Türk izleyicinin kendi kültürel deneyiminden tanıyacağı bir anlatı yapısına sahip. Kına geceleri, nişan törenleri, düğün hazırlıkları — hepsi de debüt ritüeliyle aynı anlatısal işlevi görür: kim olduğunu henüz keşfederken, kim olduğunu ilan eden kamusal törenler. Türk dizi geleneği, özellikle Fatmagül’ün Suçu Ne? ve Medcezir gibi yapımlarda, kimlik sorusunu sosyal baskı ve aile beklentisi üzerinden defalarca işledi. 18. Gül bu soruyu farklı bir kültürel kap içinde, ama aynı duygusal kesinlikle soruyor: planladığın kişi olma yolunda dönüştüğün kişi kim?

Başlık aynı anda iki düzeyde çalışıyor. Rose, protagonistin adı. On sekizinci gül, planlanan töreni taçlandırması gereken gül — ve yapısal olarak öngörülmeyen gül hâline geliyor. Mutlu son, Rose’un planının yanlış olmadığını doğruluyor: eksikti. Ama filmin açtığı ve çözemediği soru — izleyicinin yanında götürdüğü soru — bu eksikliğin her zaman asıl mesele olup olmadığı. On sekizinci gül ritüelin vaat ettiği anlama mı geliyor, yoksa ritüelin hiçbir zaman garanti edemeden işaret ettiği şeye mi: planladığın kendin olma yolculuğunda dönüştüğün kişinin plandan daha gerçek olduğuna?

İşte ilk aşkın gerçekten yaptığı bu. Kim olduğun sorusunu yanıtlamıyor. Bu soruyu ertelemeyi imkânsız kılıyor.

18. Gül, platformun bu yılki ilk Filipinli orijinal filmi olarak 9 Nisan 2026’da Netflix’te yayına giriyor. 131 dakika uzunluğundaki film, Dolly Dulu tarafından John Carlo Pacala ile birlikte kaleme alınan senaryodan yola çıkılarak yönetildi ve Romblon’da gerçek mekânlarda çekildi — çoğu izleyicinin daha önce ekranda hiç görmediği Filipinler’in bu köşesini öne çıkarmak için seçilen bir eyalet.

Xyriel Manabat için film, başlı başına bir debüt niteliği taşıyor: uzun metrajlı bir filmde ilk tam başrol, bir hikâyeyi başkasının değil kendi omuzlarında taşıdığı ilk an. Aktris ile karakter arasındaki bu paralellik tesadüf değil. İkisi de tam anlamıyla kontrol edemedikleri bir şeye dikkatli biçimde hazırlanarak bu ana ulaştı — ve ikisi de kendilerini en çok değiştiren şeyin, planın hiçbir zaman içermediği kısım olduğunu keşfetti.

Tartışma

S kadar yorum var.