Film İncelemeleri

Moonshot: Sevimli ama inişli çıkışlı bir bilimkurgu aşkı

Molly Se-kyung
Bizi Google'a ekleyin

Moonshot’ın açılış planında Mars’ın pas kızılı arazisi geniş bir açıyla gözler önüne serilir; Dünya’nın yemyeşil manzaralarıyla keskin bir tezat oluşturan bu görüntü, filmin temel fikrini daha ilk andan görsel bir metafora dönüştürür: Aşkın sınırları yoktur, gezegenler arası mesafeler bile ona engel olamaz. Christopher Winterbauer’ın yönettiği, Max Taxe’nin senaryosunu yazdığı bu bilimkurgu romantik komedisinde Cole Sprouse ve Lana Condor, sevgililerine kavuşmak için Mars’a giden bir mekiğe kaçak olarak binen üniversite öğrencileri Walt ve Sophie’yi canlandırıyor.

Moonshot’ın işe yarayan yanı, nükteli atışmaları içten duygusal anlarla harmanlaması. Sprouse ile Condor arasındaki uyum hissedilir ölçüde güçlü; bu sayede filmin uçuk kaçık çıkış noktası, izleyicinin kendinden bir şeyler bulabileceği insani bir özleme dayanıyor. Öne çıkan sahnelerden birinde Walt ile Sophie, mekiğin daracık bölümünde sessiz bir anı paylaşırken kahkahaları steril ortamda yankılanıyor. Küçük ama etkili bu an, iddialı bilimkurgu dünyasının ortasında karakterlerin insani yanını hatırlatıyor. Özellikle sıra dışı bilim insanı Leon Kovi’yi canlandıran Zach Braff’ın da aralarında bulunduğu yardımcı oyuncular, filme mizah ve sıcaklık katıyor.

YouTube video

Ne var ki Moonshot, temposu ve yapısal tercihleri nedeniyle tökezliyor. İlk perde, gelecekteki Mars kolonisini ve başkahramanların Dünya’daki sıradan hayatlarını tanıtmaya fazla zaman ayırıyor; iddialı bilimkurgu ortamına rağmen tehlike ve gerilim hissi düşük kalıyor. Walt ile Sophie mekiğe bindikten sonra film ritmini bulsa da Mars yolculuğu aceleye gelmiş izlenimi veriyor; diğer yolcuları konu alan yan hikâyeler yeterince geliştirilmiyor. Walt ile Sophie’nin aşkında da benzer filmleri, örneğin The Martian ya da Passengers’ı etkileyici kılan yavaş yavaş gelişen yakınlık eksik. İkilinin bağı, hak edilmiş bir gelişimden çok birdenbire ortaya çıkmış gibi duruyor.

Görsel açıdan Moonshot inişli çıkışlı bir deneyim sunuyor. Mars kolonisinin ve mekiğin yapım tasarımı etkileyici; şık ve fütüristik çizgiler hem akla yatkın hem de fantastik bir dünya yaratıyor. Öte yandan Mars manzaralarını gösteren bazı CGI planları eskimiş görünüyor ve izleyiciyi filmin sürükleyici atmosferinden koparıyor. Uzaydaki sessizliği kullanma biçimiyle ses tasarımı da dikkat çekiyor; bu tercih, karakterlerin duygusal yolculuklarının altını çizen bir yalnızlık hissi yaratıyor.

Oyunculuklara gelince, Cole Sprouse altın gibi bir kalbi olan barista Walt rolünde sevimli ve cana yakın bir performans sergiliyor. Bir uzay gemisine kaçak binmenin absürtlüğüyle baş etmeye çalıştığı sahnelerde komedi zamanlaması özellikle parlıyor. Sophie rolündeki Lana Condor ise karakterine zekâ ve kırılganlığı bir arada taşıyan bir yorum getiriyor; başlangıçta soğuk bir tavır sergilese de Sophie’yi izleyici için inandırıcı ve yakın kılıyor. Sprouse ile Condor arasındaki uyum, filmin en güçlü yanı ve duygusal yükünün büyük bölümünü sırtlanıyor.

Christopher Winterbauer’ın yönetmenliği işini görüyor ancak Moonshot’ı bilimkurgu unsurları taşıyan diğer romantik komedilerin üzerine çıkarabilecek özgün bakıştan yoksun. Komedi anlarını ele alışında sağlam bir iş çıkarıyor, fakat dramatik sahnelerdeki yaklaşımı tutarsız kalıyor. Tempoyla ilgili sorunlar, Winterbauer’ın anlatının kontrolünü daha sıkı tutup filmi daha bütünlüklü ve sürükleyici bir deneyime dönüştürebileceği noktaları açıkça gösteriyor.

Moonshot, tematik açıdan aşkın hem gerçek hem de mecazi sınırları aşabileceği fikrini işliyor. Mars’ı insanlık için yeni bir yurt hâline getirme düşüncesi, karakterlerin kişisel yolculuklarına zemin oluşturuyor. Ancak bu temalar derinlemesine ele alınmıyor ve çoğu zaman romantik hikâyenin gerisinde kalıyor. Film, başka bir gezegeni kolonileştirmenin etik ve duygusal açıdan barındırdığı karmaşıklıkları daha incelikli biçimde sorgulasaydı bundan fayda görebilirdi.

Moonshot, The Martian ya da Passengers gibi filmlerle karşılaştırıldığında beklentilerin altında kalıyor. Bilimkurgu ortamını ve romantik unsurları paylaşsa da bu yapımları etkileyici kılan derinlik ve gerilime sahip değil. Örneğin The Martian, mizahı ve hayatta kalma mücadelesinin yüksek riskini güçlü bir anlatı temposuyla dengelerken Passengers, karakterlerinin eylemlerinin yol açtığı ahlaki ikilemleri derinlemesine inceliyor. Moonshot ise tür içinde öne çıkmasını sağlayacak içerikten yoksun; daha ziyade uzayda geçen hafif bir romantik komedi gibi hissettiriyor.

İzleyici kitlesi açısından Moonshot, keyifli ve hafif bir kaçış arayan romantik komedi hayranlarının ilgisini çekebilir. Ancak daha doyurucu bir bilimkurgu deneyimi ya da filmin temalarının derinlemesine işlendiği bir anlatı bekleyenler aradıklarını bulamayabilir. Filmin en güçlü yanları mizahı ve başrol oyuncuları arasındaki uyum; ne var ki bu unsurlar tek başlarına onu benzer yapımların üzerine taşımaya yetmiyor.

Sonuç olarak Moonshot, bilimkurgu dokunuşları taşıyan sevimli ama kusurlu bir romantik komedi. Başrol oyuncuları arasındaki uyuma ve yardımcı kadronun mizahına yaslandığı anlarda başarılı oluyor; ancak birden fazla yan hikâyeyi ve yeterince gelişmemiş aşk öyküsünü dengelemeye çalışırken tökezliyor.

Oyuncu kadrosu

Fotoğraflar: The Movie Database (TMDB)

Etiketler: , , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

S kadar yorum var.