Seri

4 Blocks Zero HBO Max’te: Hamady ailesinin klana dönüşmeden önceki yılları

Martha Lucas
Bizi Google'a ekleyin

“4 Blocks”u izleyen herkes bu ailenin hikâyesinin nasıl sona erdiğini zaten biliyor. Hikâye, Toni Hamady’nin Berlin’deki bir klanın başına geçmesiyle ve çoktan çıkış yolu kalmamış bir adamın kendine özgü yorgunluğuyla noktalanıyor. “4 Blocks Zero” ise bu cümlenin öteki ucundan, Hamadylerin henüz bir klan olmadığı yıllardan başlıyor: Bir baba, çocukları, bir büyükanne ve yüzlerine kapanıp duran kapılardan oluşan bir aile oldukları dönemden.

YouTube video

Dizi, 2017’den 2019’a kadar yayımlanan ve Neukölln’ü Avrupa televizyonunun en belirleyici mekânlarından biri hâline getiren Alman suç draması “4 Blocks”un öncesini anlatıyor. 1990’ların Berlin’ine dönen “4 Blocks Zero”da Rami Fadel Khalaf’ın canlandırdığı Malik Hamady, dört çocuğunu ve kayınvalidesini Lübnan’dan getirmiş; kendisine ait olmadığını durmadan hissettiren bu şehirde dürüst bir hayat kurmaya çalışıyor. Hikâyenin çıkış noktası sessiz sedasız, gündelik bir aile meselesi. Bir suç örgütünün peşinde olduğu toprakları değil, tutunacak bir yer arayan bir aileyi anlatıyor; dizinin bütün meselesi de bu farkta yatıyor.

Sezonun hikâyesini harekete geçiren kişi, sekiz yılını hapiste geçirdikten sonra ailenin saklayamayacağı bir sırla çıkagelen enişte İbrahim. Onu Tariq Al-Saies canlandırıyor. Ana dizide Hamadyler, Berlin yeraltı dünyasında çoktan yer edinmiş bir gerçekliktir; burada ise henüz verilmemiş bir kararın eşiğindedirler ve İbrahim, bu soruyu masaya getiren kişidir. Tareq Nassery, ileride Toni Hamady’ye dönüşecek genç Ali’yi oynuyor. Böylece dizinin en tanıdık figürü, izleyicinin çoktan bambaşka bir adama dönüşürken gördüğü bir karakter olarak, geçmiş zaman kipinde canlandırılıyor.

Sonunu bilen bir ön hikâye

Ön hikâye anlatmak, dramatik açıdan tuhaf bir tercih. İzleyiciyi varılacak yer konusunda şaşırtamaz; bu yüzden yolun kendisini anlamlı kılmak zorundadır: küçük tavizleri, ilk ödünü, hayatta kalma taktiğinin sessizce bir yaşam biçimine dönüştüğü anı. Yönetmenler Özgür Yıldırım ve Hüseyin Tabak, başyazar Bernd Lange’nin öncülüğünde kaleme alınan senaryolarla çalışırken, sonu çoktan kanona dönüşmüş bir dünyayı devralıyor ve başlangıcını hâlâ başka türlü gelişebilirmiş gibi anlatmak durumunda kalıyor. “4 Blocks Zero”nun iddiası, izleyicinin sonucunu ezbere bildiği seçimleri yine de önemsemesini sağlamak.

Bu, her şeyden önce senaryo yazımına yönelik bir beklenti. Ana dizi, karakterlerini ne kurban ne de canavar gibi ele aldığı ve Kida Khodr Ramadan’ın Toni’sine sahici bir trajik ağırlık kazandırdığı için etkili olmuştu. Bir ön hikâyenin kendisini sırf bir zafer turundan ibaret olmaktan çıkarması gerekir. Bunun için “4 Blocks Zero”, bir babanın sıradan inatçılığında ve bir çocuğun sıradan bağlılığında, sonradan yaşanacak her şeyin dilini bulmalı. Burada asıl metin ailenin evi: Malik’in işleri usulüne göre yapma ısrarı; Berlin’den önceye uzanan aile hafızasını taşıyan büyükanne Hanin (Fatima Khanfour); kardeşlerin seçimlerini izleyen Abbas (Soufiane El Mesaudi).

Özgür Yıldırım kariyerinin büyük bölümünü Alman toplumsal gerçekçi sinemasının içinde geçirdi. Sekiz bölümlük bir sezonda tek yönetmen yerine iki yönetmenin tercih edilmesi, yapımın tek bir imzadan çok tutarlı bir dünya kurmaya önem verdiğini düşündürüyor. Uyarladıkları şey bir roman değil, izleyicinin çoktan belleğine yerleşmiş bir hikâye: Hamadylerin tamamlanmış öyküsü. Bu nedenle genç ailenin yer aldığı her sahne iki ayrı işlev görüyor; hem kendi şimdisi olarak işliyor hem de geleceğini izleyicinin bildiği bir hikâyenin önsözüne dönüşüyor.

Kapıları kapatan şehir

Yolun nasıl kat edildiği önemli, çünkü anlatılan tarih gerçek. Hamadylerin geldiği Berlin, yeniden birleşme sürecinin ortasındaki bir şehir. Burada pek çok Lübnanlı mülteci aile yıllarca, varlıklarına göz yumulduğu ama çalışmalarına izin verilmeyen askıda bir yasal statü olan Duldung ile yaşadı. Kalabileceği söylenen ama para kazanmasına izin verilmeyen bir aile, kendisini kabul edecek tek ekonomiye doğru itilir. “4 Blocks Zero”, klanın kökenlerini kalıtsal bir suçlulukta değil, belgelerle sabit bu baskıda arıyor. Bu, hikâyenin hem daha rahatsız edici hem de daha dürüst biçimi.

Dizinin, ana yapımın çoğunlukla yalnızca ima edebildiği siyasi bir ağırlık kazanabileceği nokta da burası. “4 Blocks”, nihayetinde trajik hedefleri olan bir tür işiydi; varış anında başlayan bir ön hikâye ise bir sığınma başvurusunu suç dosyasına dönüştüren mekanizmalara — dairelere, ret kararlarına, yıllarca süren bekleyişe — doğrudan bakabilir. Bunun karşısındaki tehlike ise başka bir tür başarısızlık: Hamadylerin nasıl köşeye sıkıştırıldığını açıklamanın, gittikleri yolu mazur göstermenin aracına dönüşmesi. Resmî fragman, hikâyeyi önce bir aile, sonra bir suç öyküsü olarak sunuyor. Bu da dizinin, bu iki riskten hangisini göze almayı tercih ettiğini bildiğine işaret ediyor.

Suç dizisinin içinde, belki de en çok önem taşıyan kısım olacak bir büyüme hikâyesi saklı. Hikâye başladığında Ali henüz çocuk. Başlığın içindeki 4 Blocks Zero, hiçbir şeyden başlayan bir sayımın başlangıcını izlediğimize dair bir vaat gibi okunabilir: Seçenekleri tam olan bir çocuk, her retle biraz daha daralan bir yolda ilerleyerek ana dizinin çoktan kapattığı tek çıkışa yöneliyor. Bir ön hikâyenin yapabileceği en yararlı şey, sıradan kararları görünür kılmak: kabul edilen geçici işi, geri çevrilmeyen iyiliği, borç gibi görünmeden önce sevgiye benzeyen bağlılığı. “4 Blocks Zero”nun klanın simgelerine doğru koşmak yerine bu küçük dönüm noktalarında kalacak sabrı gösterip gösteremeyeceği, sekiz bölüm boyunca kanıtlaması gereken şey.

“4 Blocks Zero”, televizyon tarihinde kendine özgü bir çizginin devamı olarak da karşımıza çıkıyor. “4 Blocks”, 2010’ların sonundaki Alman suç dizileri dalgasında “Dogs of Berlin” ve “Skylines” ile yan yana duruyordu; ancak Amerikan kablolu televizyon formüllerinin ithali gibi hissettirmeyen, en çok da yalnızca geçtiği yerde anlatılabilecek bir hikâyeye benzeyen yapım oydu. HBO Max’in bu dünyayı kendi geçmişine dönerek yeniden canlandırması, yerel dildeki özgün yapımları dolgu içerik değil, platformun temel taşları olarak konumlandırma hamlesi. Almanya’da üretilmiş, Almanya’ya özgü bir hikâyeyi anlatan dizinin küresel bir platformun vitrininde yer bulabileceğine dair bir bahis. Alman televizyonunun en tanınan yüzlerinden Mark Waschke de geniş oyuncu kadrosunda yer alıyor; bu tercih, yapımın hedeflediği anlatım tonuna dair bir işaret.

“4 Blocks Zero”nun çözemeyeceği mesele, her köken hikâyesinin er ya da geç karşılaştığı sorun. Birinin kim olduğunu nasıl anladığımız, onu affettiğimiz anlamına gelmez; ayrıca bu, onun düşüşünü daha yavaş ve daha anlayışlı bir bakışla izlemekten her zaman farklı değildir. Dizi, Ali’nin nereye varacağını biliyor; izleyici de biliyor. Asıl soru, bunu bilmenin, Ali oraya ulaşmadan önce o çocuğa karşı sorumluluğumuzu değiştirip değiştirmediği: Sonunu baştan bildiğimiz bir başlangıç bir uyarı mı, bir ağıt mı, yoksa bir mazeret mi?

“4 Blocks Zero”, 25 Eylül 2026’da HBO Max’te yayımlanmaya başlayacak; sekiz bölümlük ilk sezon platformda haftalık olarak izleyiciyle buluşacak. Yönetmen koltuğunda Özgür Yıldırım ve Hüseyin Tabak oturuyor; senaryoların başında Bernd Lange var. Oyuncu kadrosunda Malik rolünde Rami Fadel Khalaf, genç Ali rolünde Tareq Nassery, İbrahim rolünde Tariq Al-Saies, Abbas rolünde Soufiane El Mesaudi ve büyükanne Hanin rolünde Fatima Khanfour yer alıyor. Dizi Almanca ve 2017–2019 yılları arasında yayımlanan orijinal yapımın öncesini anlatıyor.

Etiketler: , , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

S kadar yorum var.