Film İncelemeleri

Fair Play, ofisteki güç savaşını yatak odasına taşıyan acımasız bir gerilim

Chloe Domont'un 2023 tarihli ilk uzun metrajı, sessiz sahnelerde en etkili hâlini buluyor.
Martha O'Hara
Bizi Google'a ekleyin

Fair Play kanla başlar ve kanla biter. Netflix‘in yayımladığı yazıda Chloe Domont da filmi bu çerçeveyle anlatıyor. Domont uzun metrajdaki ilk yönetmenlik işinde neyle uğraştığını hemen belli ediyor: Manhattan’daki acımasız bir hedge fonunda hırs, iktidar ve cinsiyet. Giriş uzatılmıyor. Film önce bir aşk kuruyor, sonra o aşkı iş yerinin hesap defterine yazıyor.

Emily Meyers (Phoebe Dynevor) ile Luke Edmunds (Alden Ehrenreich), One Crest Capital’de analist olarak çalışıyor ve ilişkilerini iş arkadaşlarından saklıyor. Luke, kardeşinin düğününde evlenme teklif ediyor; Emily kısa bir tereddütten sonra evet diyor. Ertesi gün fondaki portföy yöneticilerinden biri kovuluyor. Emily, meslektaşlarının yerine Luke’u düşündüğünü duyduğunu söylüyor ve o gece kutluyorlar. Sonra Campbell’ın gece geç saatteki toplantısında koltuğun Emily’ye gideceği anlaşılıyor. Emily haberi çekinerek veriyor, Luke desteğini dile getiriyor. Domont bu tersyüz oluşu bir skandal gibi değil, sinsi bir mesafe gibi anlatıyor: küskünlük evin içine yavaş yavaş sızıyor.

YouTube video

Filmin en iyi yaptığı şey, bu sızıntıyı küçük anlarda göstermesi. Luke, işyerinde kendini kabul ettirmeyi öğreten bir kişisel gelişim gurusunun kursuna 3.000 dolar yatırıyor. Emily harcamayı sorunca yükü ona devrediyor: belki Emily’nin biraz daha girişken olması gerekir. Bu söz şefkatli bir tavsiye gibi gelmiyor; başarısı yüzünden sorgulanan birine yöneltilmiş bir suçlama gibi geliyor. Emily savunmaya geçiyor. Luke yakınlaşma girişimini geri çevirip yatmaya gidiyor. Domont’un senaryosu rahatsız edici gerçekleri büyük konuşmalarla değil, bu türden sessiz hamlelerle ortaya koyuyor.

İş tarafında çıtayı Campbell (Eddie Marsan) ve Paul (Rich Sommer) belirliyor. Emily, onlarla içki içerken Campbell’ın Luke’tan kurtulmak istediğini, onu etkisiz bulduğunu öğreniyor. Luke’u savunmaya çalışıyor, ama Luke’un yaptığı kötü bir işlem fona 15 milyon dolara mal oluyor ve Campbell bunun hesabını Emily’ye hakaretle soruyor. Luke içeriden bilgiyle telafi etmeye kalkınca Emily yasa dışı bir işleme girmek istemiyor, Campbell’a başka bir şirketin açığa satılmasını öneriyor. İşlem tutuyor ve Emily’ye 575.000 dolarlık bir prim çeki geliyor. Filmin en keskin anlarından biri tam burada: Emily bu başarıyı Luke’la kutlamayı düşünüyor, ama erkek meslektaşlarıyla striptiz kulübüne gitmeyi seçiyor. Eve sarhoş dönüyor. Luke çeki görmüş, onunla yatmak istemiyor. Aralarındaki uçurum bir tartışmadan değil, iki ayrı gecenin yan yana konmasından doğuyor.

Sonraki gün başka bir portföy yöneticisi kovulunca Luke, Emily’nin kendisini önermesini bekliyor; Emily ise Campbell’ın bu işe pek istekli olmadığını ima ediyor. Luke yine de Campbell’ın odasına gidip uzun, özenle hazırlanmış bir konuşmayla bağlılığını ilan ediyor ve Campbell’ın yeni bir yönetici tuttuğunu öğreniyor. Bu sahne, Luke’un kendini nasıl gördüğüyle başkalarının onu nasıl gördüğü arasındaki farkı acı bir netlikle gösteriyor. O akşam Emily’nin annesinin Cuma günü için sürpriz bir nişan partisi hazırladığı ortaya çıkıyor. Sarhoş Luke, Emily’yi işini çalmakla suçluyor; Emily de Campbell’ın onu kovmak istediğini söyleyince Luke evi terk ediyor.

Dynevor, Emily’nin utangaçlıkla kararlılık arasında gidip gelişini abartmadan oynuyor ve onu ne kurban ne de kâbus yapıyor. Ehrenreich ise Luke’u giderek sevimsizleşen bir adam olarak kuruyor. İlk sahnelerde ona sempati duymak kolay, sonra bu sempati yavaş yavaş aşınıyor. Bence bu bilinçli bir tercih ve izleyiciyi Emily’nin yanında durmakla Luke’u anlamak arasında bırakıyor. Marsan’ın Campbell’ı ile Sommer’ın Paul’ü de fonun tehditkâr havasını ayakta tutuyor.

Film bir noktada kontrolü biraz kaçırıyor. Birkaç gün sonra Emily, Campbell ve Paul denizaşırı yatırımcılara sunum yaparken Luke sarhoş halde toplantı odasına dalıyor, Campbell’a terfi vermediği için çıkışıyor ve Emily’yle ilişkisini ifşa ediyor. Şirket politikası bu ilişkiyi yasaklıyor. Sahne iyi oynanmış, ama Luke’un yıkıcılığı karakterin doğal sonucu gibi değil, hikâyenin ihtiyaç duyduğu bir patlama gibi geliyor. Cinsiyet siyaseti de zaman zaman fazla vurgulu; ben de bu yöndeki zorlamayı hissettim. Luke’un öz acımaya savrulması biraz daha ölçülü kurulsaydı, çöküşü karikatüre kaçmaz, daha trajik olurdu. Kapanıştaki şiddet anı tematik olarak yerine oturuyor, ama bir varış noktasından çok kestirme bir çözüm gibi duruyor.

Müzik tarafında Brian McOmber’in imzasını taşıyan bir film müziği var. Donna Summer‘ın “Love to Love You Baby” şarkısının uzatılmış versiyonu da şarkı listesinin en başında yer alıyor. Cinselliği ve gücü aynı kareye sokan bu seçim, filmin tonuyla örtüşüyor.

Film Sundance’te 20 Ocak 2023’te gösterildi, 29 Eylül’de sınırlı sayıda salonda vizyona girdi, 6 Ekim’de Netflix’e geldi. Bütün kusurlarına rağmen akılda kalan şey, Luke’un o uzun, hazırlıklı konuşmasından sonra Campbell’ın odasında yaşadığı sessizlik. Film o anda, bağıran sahnelerin hiçbirinde olmadığı kadar sert.

Oyuncular

Fotoğraflar: The Movie Database (TMDB)

Etiketler: , , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

S kadar yorum var.