Film İncelemeleri

Find Her atmosferiyle etkiliyor ama andığı neo-noir klasiklerinin yanına yaklaşamıyor

Nick McCallum'un bağımsız neo-noir filmi (2022) bulmaca yerine uzun gölgelere güveniyor.
Martha O'Hara
Bizi Google'a ekleyin

Find Her, Nick McCallum’ın 2022 tarihli, dramayı gizemle harmanlayan neo-noir denemesi. McCallum filmi yönetmiş, eski polis Isaiah Slade’i de kendisi oynuyor. MovieWeb onu senarist ve yapımcı olarak da anıyor, Blazingminds ise ortak yapımcı diyor. Hangisi doğru olursa olsun, film baştan sona tek bir adamın elinden çıkmış. MovieWeb’e göre yapım Kaczmarek Digital Media Group (KDMG) imzalı. Çekimler çoğunlukla Louisiana’daki Basile’de, bir bölümü de Florida’da yapılmış. Aynı yazı filme “Brick ile Gone Baby Gone karışımı” denildiğini, en iyi anlarında ise L.A. Confidential ile Memento’nun uzak bir akrabasına benzediğini yazıyor. Süre 90 dakikaya yakın. Film anlatacağını uzatmadan anlatıyor ve bunu çoğu zaman beceriyor.

Hikâyenin iskeleti tanıdık. Slade küçük bir kasabaya geliyor, öldürülen bir çiftlik sahibinin ve kaybolan kızının izini sürüyor. MovieWeb’in aktardığına göre öldürülen adam Robert Marks, kayıp kızın adı Sloane ve ikisinin de geçmişi sorunlarla dolu. Slade’in bu işe kişisel bir nedenle karıştığı çok geçmeden anlaşılıyor. Kasabanın tuhaf sakinleri onu ittikçe o daha da yerleşiyor. Polis şefi Bill Landon’ı Richard Gunn, atlarla uğraşan Felix Leonard’ı Stelio Savante oynuyor. MovieWeb Garrett Warner’ı da bu direnişin yüzleri arasında sayıyor. Filmin asıl sorusu “kim öldürdü” olmaktan çok, Slade’in bu kasabada gerçekte ne aradığı. MovieWeb’in anlattığı gibi Slade kazdıkça yeni bir parça çıkıyor ve her parça Robert’ın ölümüyle Sloane’un kayboluşuna biraz daha bağlanıyor. Senaryo bu parçaları sabırla, tek tek önümüze koyuyor.

YouTube video

Görüntü yönetimi filmin en sağlam yanı. Blazingminds, Evan Zissimopulos’un kamerasını keskin hatlı ve net bulup övüyor. Alçak güneş ışığından uzun gölgeler çıkarılmış. Aynı yazıya göre film Güney eyaletlerinde çekilmiş olsa da geniş, neredeyse buzul gibi Amerikan manzaralarının keskin renkleri serin ve uğursuz bir hava yaratıyor. Noir genellikle yağmurlu sokaklarla, neon ışıklarla hatırlanır. Burada gölge gün ışığıyla geliyor. Bu tercih filme, ıslak asfalt klişesine yaslanan benzerlerinden ayrı bir yüz veriyor. Açık, dümdüz bir ufkun altında bile bir şeylerin saklandığını hissetmek, filmin en çok işe yarayan numarası.

McCallum’ın Slade’i, MovieWeb’in ifadesiyle, “bu işlerin içinden geçmiş” bir adamın inandırıcı görünüşünü taşıyor. Karakter hikâyeyi kendi sesinden anlatıyor. Pek mutlu biri değil, ama bu bir noir; kim mutlu ki? MovieWeb onu kendi derdine kendince çare arayan, kötü kararlar vermeye açık biri olarak tarif ediyor. Seslendirme filmin tonunu taşıyan en belirgin unsur. MovieWeb’in andığı “There’s always a lot of chatter in a place like this when something happens to a man like that” ve “There’s plenty of stories between these twisted branches” cümleleri kasabanın dedikodusunu ve anlatıcının yorgunluğunu tek nefeste veriyor. Aynı yazı, McCallum’ın bu malzemeye hâkimiyetini, kız kardeş, anne ya da eş gibi farklı kayıp kadınlar etrafında dönen bir film serisi kurma niyetine bağlıyor. “Find her” fikrinin tek bir filmden büyük olduğu, bu yüzden bu kadar sahiplenildiği duygusu da ekranda hissediliyor.

Ama bu soğuk duruşun bir bedeli var. Blazingminds Slade’i taş yüzlü, varoluşçu bir polis arketipi olarak tarif ediyor ve değişmeyen ifadesinin karaktere duygu beslemeyi zorlaştırdığını söylüyor. Zaaflar ve duygular yeterince açılmıyor, seyirci Slade’e yaklaşamıyor. Aynı yazı, Slade’in dışarıdan gelen biri olarak kasabayla arasındaki mesafeyi de fazla kopuk buluyor. İki taraf arasındaki boşluk hiç kapanmıyor. Bu tespit yerinde. Slade’in yabancılığı hikâyeye yalnızlık katıyor, ama kasaba da yaşayan bir yer olmaktan çıkıp dekora dönüşüyor. Onu iten kasabalıların adları ve unvanları var, fakat Slade’le aralarında akılda kalacak kadar sert bir çarpışma yok.

Kadın karakterler daha dolgun. Blazingminds bunu kısmen senaryoya, kesinlikle de oyunculuğa bağlıyor. Anais Lilit, Brandy Warner rolünde enerji ve devinim getiriyor. Rebecca Lines de Tommy karakterinde aynısını yapıyor. MovieWeb’e göre Brandy, Marks’ın genç sevgilisi, pop yıldızı olmak isteyen biri ve ilçenin en zengin toprak sahibi Garrett Warner’ın kızı. Slade onunla yattığında geçmişin yeni bir parçası ortaya çıkıyor. Robert Marks borç içindeymiş, Brandy babasından yardım görmüş ve MovieWeb’in yazdığına göre çiftliği sonunda Warner alacak. Bu bilgi kasabadaki dedikoduyu para ve toprak ilişkisine bağlıyor, cinayetin arkasına somut bir çıkar koyuyor. Filmin elindeki en canlı iki sahne alanı da bu iki oyuncuya ait. Slade’in donukluğu karşısında onların hareketliliği filmi nefes aldırıyor.

Biçim açısından Find Her sade bir film. Blazingminds ilerleyişini dengeli ve dönüşlerine rağmen takip etmesi kolay buluyor. Anlatının baştan sona kronolojik akması yazarın gözünde temiz bir sadelik. Aynı yazı bu düzenin, daha fazla belirsizlik ve doğrusal olmayan kurgu isteyen katı noir meraklılarına fazla ağır ve prosedürel gelebileceğini de ekliyor. Ben ikisini de doğru buluyorum. Film kimseyi yolda bırakmadığı için rahat izleniyor ve aynı sebepten seyirciyi nadiren şaşırtıyor. Noir çoğu zaman bulanıklıkta ve kırık zamanda gelişir; burada her şey sırayla, sakin sakin ortaya çıkıyor.

Find Her’ın artısı havası, gölgeli görüntüleri, konuşkan kasabası ve Lilit ile Lines’ın oyunculuğu. Eksisi Slade’in kapalılığı ve düz anlatım; bunlar kimi seyirciyi hikâyenin dışında bırakacak. Ama MovieWeb’in belirttiği gibi, filmin ruh haline kapılanlar için bu 90 dakika yeterince ayakta duruyor.

Oyuncular

Fotoğraflar: The Movie Database (TMDB)

Etiketler: , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

0 yorum var.