Film İncelemeleri

Raymond ve Ray iki kardeş için güzel bir mezar kazıyor, sonra onu fazla konukla dolduruyor

Rodrigo García'nın kuru trajikomedisi (2022), Ewan McGregor ile Ethan Hawke'un omuzlarında duruyor.
Martha O'Hara
Bizi Google'a ekleyin

Film yağmurlu, geç bir gecede başlıyor. Raymond, uzak bir kulübeye kadar araba sürüp üvey kardeşi Ray’e kötü haberi getiriyor: babaları Ben Harris ölmüş. Rodrigo García’nın açılışı sade ve tam da bu yüzden işe yarıyor. Ortada büyük bir sahne de açıklayıcı bir diyalog da yok. Yalnızca uzun bir yolun ve yarım kalmış bir ilişkinin ağırlığı var. Raymond’u Ewan McGregor, Ray’i Ethan Hawke oynuyor. İkisinin de babalarını sevmemek için sağlam nedenleri var. Ama nefretin de taşınması zor bir yük olduğunu biliyorlar.

Babanın son isteği, oğullarının mezarını kendi elleriyle kazması. Harris ayrıca çıplak gömülmek istemiş. Bunu bir ölünün son kez söz sahibi olma çabası diye de okuyabilirsiniz, kötü bir şaka diye de. García filmi bu iki okumanın arasında dengede tutuyor. Elinde kürekle toprağı eşeleyen iki yetişkin adam hem gülünç hem acıklı görünüyor. Filmin en iyi anları bunlar. Sahnenin hangi yana kayacağı belli olmuyor, seyirci de gülüp gülmeyeceğine kendi başına karar veriyor. Rotten Tomatoes’taki özet de filmi böyle tarif ediyor: kötü bir babanın gölgesinde yaşamış, yine de mizah duygusunu kaybetmemiş iki adam.

YouTube video

Senaryo iki kardeşi birbirine karşıt kuruyor. Raymond sıkıcı bir büro işinde çalışıyor ve boşanmanın ortasında. Alkollü araç kullanmaktan yakalandığı için ehliyetini kaybetmiş. Ray ise trompeti bırakmış. Babası zorla öğretmeye çalıştığı için çalgıyı ona inat bir kenara atmış. Üstüne eroin bağımlılığından kurtulmaya uğraşıyor. İkisi yaklaşık beş yıldır görüşmemiş, çünkü çocukluklarında babadan gördükleri kötü muamele onları hem birbirinden hem geçmişten uzaklaştırmış. McGregor’ın Raymond’u içine kapanık, kontrolü kaybetmekten korkan bir adam. Hawke’un Ray’i daha yumuşak, daha kırılgan. İkisi aynı karedeyken, uzun süre konuşmamış iki kardeşin tuhaf rahatlığı ile gerginliği birlikte perdeye geliyor. Bu oyunculuğun büyük kısmı laf etmeden, bakışla ve duruşla yapılıyor. McGregor’ın susarak anlattıkları, repliklerinden daha çok şey söylüyor.

Babanın evinde hemşiresi ve sevgilisi Lucia ile (Maribel Verdú) tanışıyorlar. Lucia her kardeşe babalarından bir kutu veriyor. Raymond’un kutusundan bebekler, buz pateni ve prezervatif çıkıyor. Ray’inkinden ise gençliğinde babası tarafından parçalandığını sandığı trompet. Lucia, babanın trompeti birkaç hafta önce elden geçirttiğini söylüyor. Senaryonun en iyi ayrıntılarından biri bu, çünkü film hiçbir şeyi açıklamıyor. Aynı adam çocuğunun çalgısını yok etmiş, sonra onartmış. Ray bunu nasıl okuyacak, bilmiyoruz. Bence film de bilmemizi istemiyor ve bu belirsizliği bozmadığı için iyi. Raymond’un kutusu ise daha da muammalı. Bebekle buz patenini ve prezervatifi tek bir hikâyede buluşturmak seyirciye kalıyor. Film bu bulmacayı çözmeye de uğraşmıyor.

Trompet, filmin en çok iş gören nesnesi. Baba ona zorla sevdirmeye çalışmış, oğul inatla bırakmış, şimdi çalgı onarılmış olarak geri dönüyor. Ray hediyeyi ne tam kabul edebiliyor ne de reddedebiliyor. Kardeşlerin yüksek sesle söyleyemediği şeyleri çalgı onların yerine söylüyor ve film bunu vurgulamadan yapıyor.

Lucia’nın rolü daha az şanslı. Verdú sahnelerine sıcaklık katıyor, ama karakter ağırlıklı olarak kardeşlerin yaşadıklarına tepki veren biri olarak kalıyor. Babanın hayatındaki bu kadının o hayatı nasıl yaşadığını daha fazla görmek isterdim. Film onu çoğu zaman kardeşlerin hesaplaşmasına yardımcı bir figür olarak kullanıyor. Sophie Okonedo’nun canlandırdığı Kiera, hastanede Harris’e son günlerinde yardım etmiş biri. Ray’e babasının sakinleşmek için hep aynı enstrümantal parçayı dinlediğini anlatıyor. Kısacık bir ayrıntı, ama Ray’in babası hakkında bildiklerini biraz daha karıştırmaya yetiyor. Karakterin hikâyede daha fazla yer bulmaması üzücü. Mezar başında Ray’in Peder West’le (Vondie Curtis-Hall) babasının inancı üzerine konuştuğu sahne de benzer biçimde kısa kalıyor. İyi oyunculara çoğunlukla işlevsel roller verilmiş.

Filmin kırılma noktası toprağa verme töreni. Peder West, Raymond’dan birkaç söz söylemesini istiyor. Raymond çocukluğunun yükü altında ezilip arabaya koşuyor, bir silah alıp geri dönüyor. Önce silahı kendine doğrultuyor, sonra toprağa indirilmiş tabuta ateş ediyor. Lucia onu teselli ediyor. McGregor bu sahnede ne abartıya kaçıyor ne de kendini saklıyor. İzlemesi rahatsız edici, çünkü sahnede hiçbir şey kurtarıcı bir jeste dönüşmüyor. Ardından Ray trompetini alıp çalıyor. Bir yanda silah sesi, bir yanda müzik var. Biri öfkeden doğmuş, öteki yasa daha yakın. García bunları uzlaştırmaya çalışmıyor, ikisini de aynı sahnede bırakıyor ve izleyiciye bir hüküm dayatmıyor.

Film kusursuz değil. The Guardian’ın 20 Ekim 2022 tarihli eleştirisi, McGregor ile Hawke’un yetersiz bir komedi-dramada harcandığını yazdı. Ben bu kadar sert bakmıyorum, çünkü iki oyuncu da ellerindeki malzemeden fazlasını çıkarıyor. Ama eleştirmenin neden böyle düşündüğünü anlıyorum. Uzun bir ayrılığın ardından buluşan iki kardeşin ortak bir işle geçmişle hesaplaştığı hikâye tanıdık bir şema ve film çoğu yerde bu şemanın dışına çıkmıyor. Dahası, yola çıkan iki adamın hikâyesi ilerledikçe bir tür karakter sergisine dönüyor. Babanın başka oğulları da olduğu ortaya çıkıyor ve her yeni gelen, odağı iki ana karakterden biraz daha uzaklaştırıyor. Bu kalabalık, kardeşlik fikrine ilginç bir yan anlam katıyor, ama Raymond ile Ray’in baş başa hesaplaşmasından zaman çalıyor. Ton da zaman zaman kayıyor. Az önce canınız yanmışken bir bakıyorsunuz gülüyorsunuz ve alışmaya vakit kalmıyor.

RogerEbert.com’da Brian Tallerico ise filmin merkezindeki soruyu çok iyi koymuş: Kendi hayatımızı mahveden birinin tek değişen yanı ölmüş olması olduğunda nasıl bir kapanış yaşarız? Film bu soruya düzgün bir cevap vermiyor, bence doğrusu da bu. Hazır bir sonuç burada yapay kalırdı. García bunun için bol fırsat olmasına rağmen ona yanaşmıyor. Cenazenin sonunda Peder West’in her kardeşe babalarından birer mektup vermesi bile bir çözüm gibi değil, yeni bir soru gibi duruyor. Yas burada bitmiyor, yalnızca başka insanlara doğru genişliyor.

Raymond ve Ray, 12 Eylül 2022’de Toronto Uluslararası Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaptı. 14 Ekim 2022’de sınırlı sayıda salonda gösterime girdi ve 21 Ekim’de Apple TV+ üzerinden izleyiciyle buluştu. 106 dakikalık süre, böyle sessiz bir hikâye için doğru ölçü. Daha kısası aceleci, daha uzunu yorucu olurdu.

Sonuçta ortada büyük bir film yok, ama dürüst bir film var. García, ölmüş bir babanın geride bıraktıklarıyla iki oğlun ne yapacağını, ağlamadan ve bağırmadan, çoğu zaman bir kürek ve bir trompetle anlatıyor. Eksiklerine rağmen, McGregor’ın silahlı sahnesi ve Hawke’un cenazedeki çalışı filmden sonra da akılda kalıyor.

Oyuncular

Fotoğraflar: The Movie Database (TMDB)

Etiketler: , , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

S kadar yorum var.