Film İncelemeleri

Toscana, güldürmekten çok dokunan sakin bir romantik film

Mehdi Avaz'ın 2022 yapımı romantik komedi draması, Anders Matthesen ve Cristiana Dell'Anna'nın omuzlarında yükseliyor.
Martha O'Hara
Bizi Google'a ekleyin

Theo ve Sophia’nın ilk karşılaşmasını düşündüğümde aklıma bir Toskana köyündeki küçük kafe geliyor. Theo, babasının işletmesini satmak için yola çıkmış Danimarkalı bir şef; Sophia ise o toprakların yerlisi. Aralarında dil engeli var, ama birbirlerine duydukları çekim her engeli aşıyor. Sahne, filmin en etkili hamlelerinden biri: iki kültürün hem çarpışmasını hem de birbirine açılışını tek karede özetliyor.

Mehdi Avaz bu sahneyi özenle kuruyor. Kamera Theo ile Sophia’nın yüzlerini yakın planda izlerken arka planda Toskana manzarası geniş bir çerçevede uzanıyor. O karelerde filmin asıl meselesi beliriyor: sadelik ve doğallık. Theo bir işi halletmeye gelmiş, planı net, süresi kısıtlı; ama Sophia’nın yalın yaşam anlayışı bu netliği sarsıyor.

Oyunculuklar da bu iklimi taşıyor. Anders Matthesen, Theo’yu içi gergin bir karakter olarak canlandırıyor: dışarıya sertlik, içeride kırılganlık. Cristiana Dell’Anna ise Sophia’ya abartısız bir sıcaklık katıyor. İkisi arasındaki kimya filmin duygusal temelini oluşturuyor; sahneleri tutan da büyük ölçüde bu karşılıklı akış.

Müzik de bu duygusal dengeye ortak oluyor. Ornella Vanoni’nin “L’appuntamento”su, Theo’nun gergin bir karşılaşmayı geride bıraktığı anda devreye giriyor ve tam o kırılgan aralığı dolduruyor. Şarkı anlatmak yerine ima ediyor; bu da filmin genel tonuyla örtüşüyor.

Toscana’nın özünde, Toskana’ya gelip yaşamın sade yüzüyle sarsılan bir şefin hikâyesi yatıyor. Theo’nun Sophia ile kurduğu bağ hem hayata hem sevgiye yeni bir kapı aralıyor. Avaz bu dönüşümü Matthesen ve Dell’Anna’nın performansları üzerinden kuruyor; senaryo bunu destekliyor, ama asıl yük oyunculara düşüyor.

Birkaç eksiklik de göze çarpıyor. Bazı sahnelerin temposu, karakterlerin içine yeterince girmeye fırsat tanımıyor. Toskana’nın tarihi ve kültürel zenginliği de arka planda kalıyor; Rönesans’ın beşiği olan bu coğrafyanın daha derinden işlenmesi, Theo’nun dönüşümüne daha sağlam bir zemin hazırlardı.

Toscana romantik bir komedi olarak hedefine ulaşıyor. Theo ve Sophia’nın hikâyesi güldürüyor ve hafifçe dokunuyor, büyük iddialar gütmeden. Juan Pando, Fotogramas’ta bir komedinin biricik sınavının izleyiciyi güldürmek olduğunu vurgulayarak Toscana’nın bu sınavdan başarıyla geçtiğini yazıyor; Common Sense Media ise “söylenmeyenler arasında lirik ve asil bir şey var” diyor. Bu iki yorum filmi gayet iyi özetliyor.

Film, Danimarka mutfağını Toskana’nın kültürel dokusuna yediriyor. Theo, babasının mirasını elden çıkarmak için geliyor; ama burası onu değiştiriyor. Görsel dil bu değişimi destekliyor: zeytinlikler, bağlar, akşam ışığının taş duvarlara vurması. Avaz Toskana’yı sırf güzel görüntü olarak kullanmıyor; mekânı filmin anlatısına katıyor.

Yardımcı kadro da katkısını hissettiriyor. Andrea Bosca’nın Pino’su hafif bir komedi rengi katarken, Ghita Nørby’nin Inge’si Theo’nun geçmişine bakan duygusal bir pencere açıyor. Sebastian Jessen’in Zeuten’i ise Theo’nun çevresindeki dengeleri anlaşılır kılıyor. Bu üç karakter, filmin yalnızca iki baş oyuncuya değil, daha geniş bir dinamiğe yaslandığını gösteriyor.

Toscana, İtalyan mutfağının temel ilkesini — basit şeyleri iyi yapmak — hem konu olarak ele alıyor hem de biçim olarak uyguluyor. Kira Comerford’un da belirttiği gibi, bu formülü oldukça iyi uyguluyor. Kusursuz değil; ama dürüst ve akıcı. Büyük çıkışlar bekliyorsanız hayal kırıklığı yaşarsınız. Ama sessiz bir öğleden sonra için doğru adres.

Oyuncular

Fotoğraflar: The Movie Database (TMDB)

Etiketler: , , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

S kadar yorum var.