Film İncelemeleri

Centauro, hızlı ve sıkı bir kovalamaca gerilimi ama karakterleri motorunun gerisinde kalıyor

Daniel Calparsoro'nun 2022 yapımı, Fransız Burn Out'un Netflix uyarlaması; başrolde Àlex Monner.
Martha O'Hara
Bizi Google'a ekleyin

Centauro’nun konusu tek cümleye sığıyor. Rafa, hız yarışlarının verdiği saf ve yakıcı duyguya bağımlı; çocuğunun annesi uyuşturucu satıcılarıyla başını derde sokunca da lastik yakarak onu kurtarmaya koşuyor. Daniel Calparsoro‘nun yönettiği 2022 yapımı film, bu cümlenin üstüne fazla bir şey eklemiyor, eklemeye de çalışmıyor. Bunun iyi mi kötü mü olduğunu aşağıda tartacağım. Önce şunu söylemek gerek: Film vaat ettiği şeyi, yani hızı, gerilimi ve köşeye sıkışmış bir adamı büyük oranda veriyor. Bir buçuk saatlik bir süre için bu az iş değil. Yine de vaat küçük olunca, filmi ayakta tutmak için elinizdeki her şeyi iyi kullanmanız gerekir ve Centauro bunu her sahnede başaramıyor.

Film, Yann Gozlan’ın 2017 tarihli Fransız yapımı Burn Out’un İspanyolca uyarlaması. Netflix için çekildi ve haziran 2022’de platformda yayımlandı. İspanyol basınındaki ilk yazılar da bu çerçevede şekillendi; Espinof’un haberi daha başlığında filmi “trepidante”, yani tempolu ve soluk aldırmayan bir İspanyol Netflix filmi olarak anıyor. Yeniden çevrim etiketi her filme iki soru yükler: Bu hikâye bir kez daha anlatılmalı mıydı ve yeni film kendi sesine sahip mi? İlk soruya Centauro’nun elinde ikna edici bir yanıt yok. İkincisinde yarı yarıya başarılı. İskelet ödünç, ama anlatının temposu ve tavrı Calparsoro’nun. Yönetmenin türe duyduğu heves ekrandan okunuyor; yine de bu, bilinen bir kalıbın düzgün işleyen bir tekrarı olmaktan öteye pek geçmiyor.

YouTube video

Filmin merkezinde Rafa ve onu canlandıran Àlex Monner var. Senaryonun en ilginç fikri, hızı bir meslek ya da hobi olarak değil, bir bağımlılık olarak kurması. Konu özetinin kendisi bile Rafa’nın bu duyguya “bağlandığını” söylüyor. İzleyici adamla önce bir kahraman olarak değil, yoksunluk çeken biri olarak tanışıyor. Bu tercih karaktere sempatik olmayan, kenarları sivri bir yan kazandırıyor ve iyi ki kazandırıyor; çünkü hız tutkusu böylece romantik bir süs olmaktan çıkıp bir zaafa dönüşüyor. Monner bu yanı iyi taşıyor. Rafa’nın huzursuzluğu, durduğu yerde duramayan bir adamın hâli, oyuncunun bedeninden okunuyor; büyük konuşmalara ya da açıklayıcı repliklere pek yaslanılmıyor. Film de zaten bunu istemiyor. Rafa için hız, düşünmeyi bırakmanın yolu. Karşımızdaki bir kahramanın değil, kendini susturmaya çalışan birinin portresi ve Monner’ın kısık, gergin oyunu bu portreye yetiyor.

Hikâyeyi harekete geçiren kişi Natalia, yani Begoña Vargas‘ın oynadığı, Rafa’nın çocuğunun annesi. Natalia uyuşturucu satıcılarıyla işe karışınca Rafa’nın bencil adrenalin arayışı birdenbire başkasının hayatına bağlanıyor. Kâğıt üzerinde bu, filmin en verimli gerilimi: Kendi için hızlanan adam, bu kez başkası için hızlanmak zorunda. Ne var ki senaryo Natalia’ya çoğunlukla tehlike altındaki kadın işlevi veriyor. Vargas’a karakteri derinleştirecek geniş bir alan tanınmıyor. Onu izlerken bu kadının kendi başına neyi seçtiğini, neden o insanların arasına girdiğini merak ediyorsunuz. Film bu merakı gidermeye vakit ayırmıyor. Oysa kurtarılan kişi hikâyede ne kadar somut olursa, kurtarmaya koşan adamın telaşı da o kadar inandırıcı olurdu.

Yardımcı kadro kalabalık. Abraham Pérez Fernández (Mateo), Édgar Vittorino (Carlos), Carlos Bardem (Boro), Sebastian Ciontescu (Jairo), Anderson Brian González Montoya (Tico), Dollar Selmouni (Cortés), Big Lois (Valderrama) ve Patricia Vico (Regina Costas) oyuncu listesinde yer alıyor. Bu isimlerin birçoğu sahneye, bir hikâyenin kişisinden çok bir tehdidin ya da yardımın yüzü olarak giriyor. Bardem’in canlandırdığı Boro gibi yüzü tanıdık oyuncular bile karakterlerini kurcalamaya fırsat bulmadan olay örgüsünün gerektirdiği yere yerleşiyor. Bu, türün alışıldık bir zayıflığı. Öte yandan Rafa’nın çevresinde bu kadar çok insanın dönmesi, adamın sıkışmışlığını görünür kılıyor: Her kapıda biri var, her biri bir şey istiyor ve hiçbiri Rafa’nın yükünü hafifletmiyor.

Centauro yaklaşık bir saat yirmi dokuz dakika sürüyor ve IMDb’de yetişkinlere yönelik (TV-MA) bir yapım olarak listeleniyor. Bu süre, böyle bir film için doğru bir tercih. Hikâye az sayıda karakterin ve az sayıda motivasyonun etrafında dönüyor, lafı uzatmadan ilerliyor. Aksiyon sahnelerinde yönetmenin hevesi hissediliyor. Asıl sorun aksiyonun dışındaki anlarda: Sakin sahneler, sanki bir sonraki yarışa ya da kovalamacaya ulaşmak için geçilmesi gereken engelmiş gibi akıp gidiyor. Bir gerilim filminde bu sabırsızlık kendi başına kusur sayılmaz. Kusur, sabırsızlığın karakterleri de yutmasıdır ve burada bu kısmen oluyor. Sessiz bir sahnede Rafa’nın kafasında ne döndüğünü anlamak isterdim; film ise bana yalnızca bir sonraki gazı gösteriyor.

Müziğin altında Carlos Jean’in imzası var. Filmin Spotify’daki albümünde “Centauro’s Theme 1” ve “Deep Marseille” gibi parçalar yer alıyor. Hız üzerine kurulu bir yapımda müzik, ekrandaki tempoyu taşıyan ikinci bir motor gibi çalışmak zorunda; kesmelerdeki sertliği yumuşatabilir, sakin sahnelerdeki boşluğu doldurabilir ya da o boşluğu daha da görünür kılabilir. Böyle bir filmin bütün hissini belirleyen unsurlardan biri, müzikle görüntünün aynı ritimde nefes alıp almamasıdır.

Filmin asıl derdi bir çatışma: Rafa’nın bireysel zevki ile sorumlulukları arasındaki gerilim. Hız ona özgürlük veriyor, ama çocuğunun annesi tehlikeye girdiği anda aynı hız bir yükümlülüğe dönüşüyor. Calparsoro vaaz vermiyor; Rafa’yı yargılayan bir anlatıcı yok, bu da filmin hanesine yazılacak bir artı. Ne var ki fikir de derinleşmiyor. Rafa’nın babalık duygusu, geçmişte neyi yanlış yaptığı, Natalia ile ilişkisinin nereye evrildiği gibi sorular yüzeyde kalıyor. Kavram güçlü; eksik olan, onu bir karakter incelemesine yayacak sabır. Sonuçta Rafa’nın motivasyonu anlaşılır, ama ona gerçekten yakınlaşmak zor.

Eleştirmenlerin ve izleyicilerin bıraktığı izler de aynı yöne işaret ediyor. Rotten Tomatoes’ta öne çıkan yorumlardan biri, filmin kendi sınırlarını bildiğini ve onları iyi kullandığını yazıyor. IMDb’de puan 5,4 civarında. Bir kullanıcı filmi “arka planda açık bırakılabilecek eğlenceli bir yapım” diye tarif etmiş. Bu cümle filmin hem rahatlığını hem hafifliğini tek seferde anlatıyor. Centauro sizi sarsıp bir hafta peşinizden gelecek bir film değil. Ama bir akşam hızlı, gürültülü, çabuk unutulan ama sıkmayan bir şey arıyorsanız iş görüyor.

Son tahlilde Centauro, daha iyisini yapabilecekken yeterliyle yetinen bir film. Monner ona gerçek bir merkez veriyor. Hikâyenin sağlam bir çekirdeği var: bağımlılık ile sorumluluk arasında sıkışmış bir adam. Karakterlerin derinliği ise bu çekirdeğin ihtiyacını karşılamıyor. Hızlı bir aksiyon gerilimi arayanlar için makul bir seçim. Rafa’yı gerçekten tanımak, onun neden kaçtığını anlamak isteyenler ise filmin vaat ettiğinden fazlasını bekliyor demektir.

Oyuncular

Fotoğraflar: The Movie Database (TMDB)

Etiketler: , , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

S kadar yorum var.