Müzik

Phoebe Bridgers ‘Lost Weekend’i planetaryumda, karanlıkta ve telefonsuz dinletiyor

Noah Brandt

Bir kaydı, sizi yukarı bakmaya ve sessizleşmeye zorlayan bir odada tanıtmak belirli bir özgüven gerektiriyor. Phoebe Bridgers yeni albümünü ilk olarak telefonunuza değil, bir kubbeye — karanlık, kavisli bir tavana — sunuyor; burada müzikle yapılacak tek şey onun içine oturmak. Buradaki yaratıcı seçim bir nakarat ya da söz değil. Oda ve içine boş elle girmeniz kuralı.

Haberlerin çoğu aynı kelimeye — kozmik, sürükleyici, dünya dışı — sarıldı ve geçti, böylece tanıtımın işini yapmış oldu. Hayranlığı bir kenara bırakınca daha sade bir karar ortaya çıkıyor: Bridgers, yayımlanmamış bir albümü kimsenin dışarı çıkaramayacağı tek mekânda çalıyor. Planetaryumdan aynı anda iki şey olması isteniyor: bir katedral ve bir kasa.

Albümün adı Lost Weekend ve piyasaya çıkmadan önceki günlerde Bridgers onu kırktan fazla planetaryuma gönderiyor — Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’dan Avrupa, Birleşik Krallık ve İrlanda’ya, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya kadar; Kuzey İrlanda’daki Armagh Gözlemevi ve Planetaryumu da duraklar arasında. Her mekân, iki görsel parçadan biri eşliğinde kaydı tam olarak çalıyor: gece gökyüzü fotoğrafçısı Babak Tafreshi tarafından hazırlanan bir kubbe filmi ya da Laser Fantasy uzmanları tarafından yapılan bir lazer gösterisi. Kimse canlı performans sergilemiyor. Bir kaydı, karanlıkta, büyük ölçekte dinlemek için oradasınız.

Bütün bu olayı ayakta tutan şey ise kese. Her telefon, akıllı saat ve kamera kapıda mühürlü bir Yondr kılıfına giriyor ve ayrılana kadar kilitli kalıyor — Bridgers’ın turunda da uygulayacağı politikanın aynısı. Bunu bir Spotify iş birliği ve bir dizi gece yarısı plak mağazası partisiyle yan yana koyun, etkinliğin şekli okunabilir hale geliyor: albümü ilk kez duyan kişinin onu ekran görüntüsü alamayacağı, kırpamayacağı veya sızdıramayacağı şekilde tasarlanmış bir yayın öncesi pencere. Kayıtların saatler öncesinden parçalar halinde ortaya çıktığı bir çağda, şimdiye kadar yapılmış en sıkı sızdırmazlık önlemi olan oda, bir harikalar diyarı gibi giydirilmiş — ve bu kılık gerçekten iyi.

Bu, mekâna yönelik bir alay değil. Bir planetaryum, bir albümle buluşmak için gerçek ve cömert bir yerdir; Tafreshi’nin gökyüzü altında geçirilen bir saat — Madagaskar’dan İzlanda’ya her yerden çekilmiş görüntüler — kiralık bir depodaki lansmandan daha iyidir ve aynı zamanda nadiren bu tür etkinliklere ev sahipliği yapan bilim merkezlerine tükenen geceler kazandırır. Ancak herkesin övdüğü iş birliği, kelimenin ima ettiğinden daha incedir. Görseller şarkılara göre düzenlenmiş bir ambiyans, onlardan bestelenmiş değil; kaydın kubbe için yazıldığına ya da bir astronomun bir notaya dokunduğuna dair hiçbir işaret yok. Müzik ve uzay burada mekân ve ruh hali olarak buluşuyor, bir yöntem olarak değil.

Bu boşluk, Bridgers’a yönelik bir eleştiriden çok anın bir göstergesi. Bir sanatçı için şimdiki keskin hamle, tek bir dosyayı sızdırmaz hale getirmek değil; dinleme eyleminin kendisini bir olay olarak sahnelemek — kıtlık, karanlık ve kilitli bir kese, streaming’in dümdüz ettiği ayinin yerini alıyor. Bridgers bunu yapmak için en güzel odayı bulmuş. Hayranlık gerçek. Altındaki mekanizma da öyle.

Sınav, kubbelerin son kez karardığı ve Lost Weekend‘in 14 Ağustos’ta tam olarak piyasaya çıktığı, üç yüz plak mağazasının kapılarını açtığı ve albümün nihayet elinizde tutabileceğiniz, kopyalayabileceğiniz ve eve götürebileceğiniz bir şey haline geldiği gece geliyor. Planetaryumun size hissettirdiği ne olursa olsun, dünyanın geri kalanının yaşayacağı versiyon budur — ve kubbeden geriye kalan tek soru, müziğin odanın ona bedava ödünç verdiği saygıyı hak edip etmediğidir.

Etiketler: , , , , ,

Tartışma

S kadar yorum var.