Bilim

Sadece Neandertaller değil: Afrika’dan bir ‘hayalet’ ata neredeyse herkesin DNA’sına yazılı

Peter Finch

Afrika’nın derin geçmişinde, türümüz dünyayı doldurmaya koyulmadan çok önce, bir grup insan bir yabancıyla karşılaştı. O yabancının ne bir kafatası var, ne bir çene kemiği, ne de bir adı — yalnızca içimizde bıraktığı silik bir iz, neredeyse yaşayan herkesin genomunda hâlâ okunabilir durumda. Bilim insanları bu akrabaya hayalet demeye başladılar ve şimdi onun siluetini her zamankinden daha net yakaladılar.

Kendimize anlattığımız eski karışım hikâyesi genellikle Neandertal’i başrole koyar, Avrupa hayal gücünün o kalın kaşlı kuzenini. Ama DNA’mızın en yeni okuması, o hikâyenin en eski bölümünü bambaşka bir yere taşıyor — eve. Bu izi bırakan karşılaşma Afrika’da, hepimizin ataları arasında yaşandı; bu yüzden izi, Lagos’taki bir okurda da Lima’daki bir okurda da aynı kolaylıkla ortaya çıkıyor.

UC Berkeley’de Priya Moorjani liderliğindeki araştırmacılar, TRACE adını verdikleri bir yöntem geliştirdiler; bu yöntem neredeyse imkânsızı başarıyor: tek bir DNA parçası olmayan soyu tükenmiş bir akrabayı buluyor. Kemik kazmak yerine, yaşayan genomların içinde saklı dallanan soyağacını yeniden inşa ediyor ve insan ağacına uymayan bölümleri avlıyor. Science dergisinde yayımlanan çalışma, bu düğümden iki kayıp soyu çıkarıyor — hiçbir fosilin adlandırmadığı popülasyonlar.

Birincisi asıl hayalet. Bizim soyumuzdan yaklaşık 800.000 yıl önce ayrıldı, Neandertaller ve Denisovalılar’ı üreten aynı derin çatalın etrafında; ve sonra, türümüz Afrika’dan akıp gitmeden önce, onun halkıyla bizimkiler çocuk yaptı. Yaşayan her insan ondan biraz taşır — genomun yüzde yarısı ile yüzde biri arasında, Neandertal payı büyüklüğünde bir miras ve epeyce daha eski. İkinci soy daha da tuhaf: yaklaşık 1,8 milyon yıllık bir “süper-arkaik” hat, bize hiç doğrudan dokunmadı. Önce Denisovalılar’a sızdı ve modern insanlara yalnızca ikinci elden ulaştı; bugün çoğunlukla Okyanusya adalarında yüzeye çıkıyor.

Manşetlerin üzerinden atladığı kısım işte bu. “Afrika’da hayalet soy” ifadesi, yalnızca Afrikalılara ait bir şeymiş gibi yanlış duyulabilir. Oysa tam tersi ve gerçek daha sıcak: Karşılaşma kıtadan kimse ayrılmadan önce yaşandığı için hayalet ortak bir mirastır — Dünya üzerindeki her insanın bariz biçimde paylaştığı, insanlığın Afrika çocukluğunda yazılmış ender şeylerden biri. Ve boş bir yük değildi. Ödünç alınan bölümler, bağışıklık ve metabolizmayı yöneten genlerde, bir vücudun enfeksiyonla nasıl savaştığına ve yakıtını nasıl yaktığına karar veren mekanizmada kümeleniyor. Yani hâlâ kullanımda olan bir armağan.

Bunların hiçbiri bir yüzle gelmiyor. Ekip, bu insanların kim olduğunu söyleyemeyeceğini açıkça kabul ediyor: hayalet için dizilenmiş bir genom yok ve tüm dünyada hesabı kontrol edecek yalnızca tek bir Denisovalı genomu var. Akraba, verilerde bir şekil olarak kalıyor, kenarları olan bir yokluk — birinin orada olduğuna dair kanıt, ama neye benzediklerine dair tek bir ipucu yok. “Soyağaçları, evrimsel geçmişimizin bir kaydını korur,” diyor Moorjani; TRACE onu okumayı öğrendi sadece.

Yani aile ağacı, bir ağaçtan çok örgülü bir nehre benziyor; kolları bir milyon yıl boyunca ayrılıp yeniden birleşiyor. Şu anda, her kıtada birinde, bir virüsü savuşturmak için açılan bir gen, kemik bırakmamış, adı ve anısı olmayan bir yabancının aktardığı talimatlarla işini yapıyor — yalnızca bu. Onunla tanıştığınızı hayal edin. Zaten tanıştınız.

Etiketler: , , , ,

Tartışma

S kadar yorum var.