Futbol

Jack Grealish Manchester City’e döndü ama sekiz dakika işin aslını anlatıyor

Jack T. Taylor

Bir oyuncu aynı anda hem orada hem de yok olabilir. Jack Grealish yeniden Manchester City kadrosunda — adı yazıldı, ısındı, sahaya sürüldü — ve İngiltere’nin şimdiye kadar satın aldığı en pahalı futbolcu olarak kapıdan içeri adım attığı günden bu yana takımdan hiç olmadığı kadar uzak. Herkes aynı kelimeye sarıldı: Döndü. Ama bu kelime taşıyamayacağı kadar ağır bir yük yüklenmiş durumda.

Peki nereye döndü? Binaya döndü. Antrenmana döndü. Yedek kulübesine döndü, onu seçmeyen bir teknik direktörün her birkaç günde bir hesap vermek zorunda olduğu bir isim olarak döndü. Manşetlerin istediği eve dönüş, asıl belirleyici olan tek şeyi atlıyor: Kadroya dönüş, kariyere dönüş değildir ve Grealish, çoğu kişiden daha iyi bilir bu aradaki uçurumun ne kadar geniş olabileceğini.

Dönüşü sayan para birimiyle ölçün ve hızla küçülür. Sezon açılış haftasında Bournemouth karşısında 82. dakikada oyuna girdi, sekiz dakika oynadı ve tek bir müdahale yaptı. Öncesindeki Community Shield maçında kenardan izledi. Ondan önce ise, ocak ayında kiralık gittiği kulüpte geçirdiği ayak sakatlığı ameliyatı sezonunu erken kapattığından beri hiçbir şey yok. Sekiz rekabetçi dakika: “döndü”nün toplamı bundan ibaret.

Can acıtan şey, sürgünün işe yarıyor olması. Kulübün önceki yönetiminin onunla işinin bittiğine karar vermesinin ardından Everton’a kiralanan Grealish, küskünlükle geçirmedi bu süreci. Kiralık döneminde yirmi maç, iki gol ve altı asistle oynadı, Premier Lig Ayın Oyuncusu ödülünü kazandı ve haftalar içinde yeni bir taraftar kitlesi edindi — City’nin kaybettiğini düşündüğü 100 milyon sterlinlik oyuncu, kısa süreliğine yeniden bulundu, sonra kendi vücudu tarafından alındı. Kiralık dönemini favori olarak tamamladı. Bir soru işareti olarak geri döndü.

Enzo Maresca onu devraldı ve bir oyuncuyu devralmak, onu istemekle aynı şey değil. Teknik direktörün kamuya yansıyan duruşu, her çıkışı kilidi açık bırakan bir adamın hesaplı boşluğunu taşıyor: Grealish burada, onu çalıştırmak Maresca’nın işi ve yine Maresca’nın sözleriyle — “gidecek bir hafta daha var, ne olacağını göreceğiz.” Bir daha okuyun. Bu destek değil. Bu bir saat. İngiliz gazetelerinde pazartesi günü planların parçası, cumaya doğru kenara itiliyor; kulüp ise üç kapının da — kalmak, başka bir kiralık, satılmak — açık olduğunu hissettiriyor.

Grealish, krediye kalmak gerekirse, hikâyenin içinde sessizce yatmayı reddediyor. Anlatı, "dışlanmış" olarak katılaştığında — turdan çıkarıldı, geride bırakıldı — açıktan cevap verdi: Hâlâ iyileşiyordu, henüz antrenman bile yapmıyordu, insanlar saçma sapan konuşmayı bırakmalıydı. Sonra gönderiyi sildi. O an — meydan okuma, ardından gelen ikinci düşünce — yazı hakkında kimsenin sunduğu en dürüst şey. Bir üçleme şampiyonu, kendi telefonundan kayıtları düzeltiyor, sonra keşke yapmasaydım diyor.

Talip olanlar sıraya girmiş, cevap zaten yazılmış gibi. Everton az önce vazgeçtiği oyuncuyu geri alırdı; onu satan Aston Villa’nın devrede olduğu söyleniyor; Atlético Madrid ve para ligleri arkada bekliyor. Haftanın sonunda bir süre sınırı var ve etrafında bir zamanlar ulusal rekor kırmış, kendi menajerinin onun için savaşıp savaşmayacağını bekleyen bir kariyer. Jack Grealish Manchester City’ye döndü. Manchester City’nin Jack Grealish’e geri dönüp dönmediği ise önemli olan tek soru — ve kulüpte kimse cevaplamak için acele etmiyor.

Etiketler: , , , ,

Tartışma

S kadar yorum var.