Film İncelemeleri

Halka hâlâ korkutuyor, çünkü ucuz şoklara değil sessizliğe güveniyor

Gore Verbinski'nin 2002 tarihli yeniden çevrimi, Hollywood'a Asya korkusunun kapısını açtı.
Martha O'Hara
Bizi Google'a ekleyin

Halka’yı bir video kaset değil, iki genç kızın sohbeti açıyor. Katie ile Becca, izleyeni bir hafta sonra öldüren lanetli bir kasetin kentsel efsanesini birbirine anlatıyor. Aynı gece Katie, görünmeyen bir güç tarafından öldürülüyor. Gore Verbinski korkuyu daha ilk dakikalarda bir fısıltının, bir dedikodunun ve eski bir video kasetin içine yerleştiriyor. Geri kalanı, bu kasetin peşine düşen Seattle’lı gazeteci Rachel Keller’ın (Naomi Watts) hikâyesi. Rachel dört gencin ölümünün ardındaki sırrı çözmeye çalışırken kaseti kendisi de izliyor. Önünde yalnızca yedi gün var.

Filmin en akılda kalan anı, kaseti Shelter Mountain Inn’de izledikten hemen sonra geliyor. Odadaki telefon çalıyor, arayan kişi fısıltıyla “Seven days” diyor. Ne bir çığlık var ne de müziğin gürlemesi; yalnızca bir ses ve ondan hemen önceki boşluk. Horror Movie Talk’taki bir yazıda filmin asıl yükünü ses tasarımının taşıdığı söyleniyor ve bu tespit yerinde. Filmin büyük bölümü sessiz ve bastırılmış, o yüzden tek bir telefon zili bile insanı koltuğunda sıçratıyor. Hans Zimmer’ın müziğini çoğu zaman fark etmiyorsunuz bile. “Rachel Alone” ya da “4 Days” gibi parçalar kısık sesle çalıyor ve sahnelerin gerginliğini yalnızca biraz daha uzatıyor.

YouTube video

Roger Ebert, Halka’nın izleyicinin zekâsını hiçe saymadığını ve en ürkütücü anları filmin sonuna sakladığını yazmıştı. Bu, filmin en doğru kararı bence. Korku filmleri cephanenin büyük kısmını ilk yarıda harcar, ikinci yarı da aynı numaranın tekrarına döner. Burada korku damla damla birikiyor ve her geçen gün bir öncekinden biraz daha ağır geliyor. Rachel de başta kuşkucu davranıyor, ama bu uzun sürmüyor. Kasetin ardından başına gelenler, meseleyi kişisel bir tehdide çeviriyor.

Soruşturma bir dedektif hikâyesi gibi ilerliyor. Katie’nin annesi Ruth, kız kardeşi Rachel’dan kızının ölümünü araştırmasını istiyor. Rachel, Katie’nin arkadaşlarının da aynı sıralarda tuhaf kazalarda öldüğünü öğreniyor. Eski kocası Noah’ı (Martin Henderson) yardıma çağırıyor. Noah bir video analisti; kaseti izliyor, Rachel de ona bir kopya yapıyor. Kasette görünen kadının at yetiştiricisi Anna Morgan olduğu ortaya çıkıyor. Anna, bazı atları Moesko Adası açıklarında kendilerini suya attıktan sonra intihar etmişti. Rachel ile Noah’ın sekiz yaşındaki oğlu Aidan da kaseti izleyince iş bir kâbusa dönüşüyor, çünkü artık tehlikede olan kendi çocukları. Adaya giderken feribottaki bir atın denize atlaması filmin en rahatsız edici anlarından biri. O sırada kimsenin elinde makul bir açıklama yok ve kamera da açıklama aramıyor.

Hikâyenin kalbinde Samara var. Anna ile Richard Morgan, art arda dört düşük yaşayan Anna’nın ardından bu kızı evlat edinmişler. Samara, nesnelerin üzerine ve insanların zihnine görüntüler kazıyabiliyor ve bu yetenek hem ailesine hem atlara eziyet ediyor. Rachel, Morgan evinde sahte bir doğum belgesi buluyor ve Samara’nın çiftin biyolojik çocuğu olmadığını anlıyor. Kayıp videoyu da orada buluyor. Videoda Samara yaptıklarından dolayı özür diliyor ama “durmayacaklar” diyor. Samara’nın kötü olduğunda ısrar eden Richard kendini elektrikle öldürüyor. Richard’ı oynayan Brian Cox bu bölümde sert bir performans çıkarıyor. Ben onu bir mağdur olarak değil, yıllardır bir şeyin altında ezilmiş bir adam olarak izledim. Sahnenin ani oluşu bazılarını rahatsız edebilir. Bana göre tam da bu ani oluş, adamın artık tutunacak hiçbir şeyi kalmadığını anlatıyor.

Ambarın üstündeki loft, Morganların Samara’yı kendilerinden ve dış dünyadan ayırdığı yer. Duvar kâğıdının arkasında bir ağaç resmi var ve Rachel bu ağacı Shelter Mountain Inn’den tanıyor. Birbirinden kopuk duran mekânlar bu tek resimle aynı hikâyeye bağlanıyor; filmin en zarif ipucu bu bence. Ardından zemin tahtalarının altındaki kuyuya varıyorlar. Rachel kuyuya düşüyor ve Anna’nın Samara’yı oraya attığını görüyor. Samara kuyuda bir hafta hayatta kalmış. Cesedi suyun yüzüne çıkıyor, Rachel kurtarıldıktan sonra da Samara için düzgün bir cenaze töreni ayarlanıyor. Bu sahnede Samara’ya artık bir canavar gözüyle bakamadım. Onu kuyuya atan kişi hiçbir zaman hesap vermedi ve film bunu bir intikam gösterisine değil, bir kayba çeviriyor.

Kusursuz bir film değil. Orta bölümde açıklamalar atmosferin önüne geçiyor. Samara’nın geçmişi, Anna’nın çocuk sahibi olamaması, evlat edinme ve kuyu, yeterince derinleşmeden hızla anlatılıyor. Birkaç dakika daha sakin bir anlatım, Samara’nın trajedisini daha ağır hissettirebilirdi. Bu acele filmin ritmini bozmuyor ama gerilimi bir parça gevşetiyor.

Oyunculuk tarafında Naomi Watts, Rachel’ı inandırıcı kılıyor. Çaresizlik, merak ve oğlunu koruma refleksi her sahnede hissediliyor. Watts, 29. Saturn Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. David Dorfman, Aidan’a tuhaf bir olgunluk veriyor. Çocuk annesine Samara’ya yardım etmenin hata olduğunu söylediğinde insanı ürperten şey, bunu ne kadar sakin söylediği. Martin Henderson’ın Noah’ı ile Watts’ın Rachel’ı arasında eski eşlerin ortak geçmişi hissediliyor ve bu, ikisinin birlikte çalışmasını daha inandırıcı kılıyor. Jane Alexander’ın Dr. Grasnik’i ile Lindsay Frost’un canlandırdığı Ruth daha küçük roller. Yine de soruşturmayı başlatan kişi olarak Ruth akılda kalıyor.

Halka, Ehren Kruger’ın senaryosuyla 1998 tarihli Japon filminin yeniden çevrimi. O film de Koji Suzuki’nin 1991 tarihli romanından uyarlanmıştı. DreamWorks Pictures’ın yapımı olan film 18 Ekim 2002’de Amerika’da vizyona girdi ve eleştirmenlerden karışık ile olumlu arası yorumlar aldı. Dünya genelinde 249,3 milyon dolar hasılat yaptı ve 29. Saturn Ödülleri’nde En İyi Korku Filmi seçildi. Bu başarı, Asya korku filmlerinin Amerikan yeniden çevrimlerinin önünü açtı. The Grudge (2004) ve Dark Water (2005) bunların başında geliyor.

Salon’daki bir yazı filmi, çağdaş paranoyalardan derlenmiş bir karışım olarak okuyor: evlilik dışı cinsellik tabusu, çocuk öldürme korkusu ve benzerleri. Ben filmin daha çok ihmal eden yetişkinlerle, bu ihmalin bir çocukta bıraktığı izle ilgilendiğini düşünüyorum. Kaset de bir korku aracından fazlası, çünkü gömülmemiş bir geçmişi taşıyor. Samara’ya mezar bulunduktan sonra bile iş bitmiyor. Aidan, Samara’ya yardım etmenin hata olduğunu söylüyor ve Rachel, Noah’ın yedi gününün dolduğunu fark ediyor. Final bu yüzden hem telaşlı hem hüzünlü.

Halka bence sıradan bir yeniden çevrimden daha iyi. Verbinski yedi günlük sayacı başından sonuna soğukkanlılıkla taşıyor. Ses, sessizlik ve iyi kurulmuş bir soruşturma bu iş için yetiyor. Orta bölümün acelesine rağmen korku severlere rahatlıkla öneririm.

Oyuncular

Fotoğraflar: The Movie Database (TMDB)

Etiketler: , , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

S kadar yorum var.