Film İncelemeleri

Penceremden sevimli bir aşk hikâyesi, ama risk almaktan hep kaçınıyor

Marçal Forés'in 2022 tarihli gençlik romantizmi iki başrolün omuzlarında yükseliyor.
Martha O'Hara
Bizi Google'a ekleyin

Raquel (Clara Galle) yıllardır yan komşusu Ares Hidalgo’ya (Julio Peña) gizliden gizliye âşıktır. Ares de ona karşı bir şeyler hissetmeye başlayınca, uzaktan beslenen bu hayranlık gerçek bir ilişkiye dönüşme şansı yakalar. Ares’in ailesi ise bu fikre sıcak bakmaz. Marçal Forés’in yönettiği “Penceremden” (2022), bu sade öncülü fazla süslemeden anlatan bir gençlik filmi; romantizmi, dramı ve komediyi aynı hikâyede topluyor.

Filmin adı, bir pencerenin ardından bakmanın sağladığı güvenli mesafeyi akla getiriyor. Birini sessizce seven kişi reddedilmez, karşılık vermek zorunda kalan da olmaz. Hikâye tam bu mesafenin kapanmasıyla, yani duygunun karşılık bulmasıyla başlıyor. Fikir yalın. Yine de filmin neyle ilgilendiğini en baştan söylemeye yetiyor: bir insana bakmakla o insanın sizi görmesine izin vermek arasındaki fark. Bu ayrım, türün sevdiği “yan komşuya âşık olmak” kurgusunu biraz daha ilginç bir zemine taşıyor, çünkü Raquel için asıl risk reddedilmek değil, artık saklanamamak.

YouTube video

Galle ile Peña arasındaki uyum filmin en sağlam yanı. Galle, Raquel’i yalnızca âşık bir genç kız olarak değil, yıllardır içinde taşıdığı duygunun ağırlığını bilen biri olarak oynuyor; çekingenlik ile cesaret aynı yüzde yan yana durabiliyor. Peña’nın Ares’i ise kendi hissettikleriyle ailesinin beklentisi arasında sıkışmış biri gibi duruyor ve bu sıkışmayı abartmadan, daha çok tereddütlü bir sessizlikle veriyor. İkisi aynı sahnedeyken diyalog çoğu zaman ikinci plana düşüyor, işi bakışlar ve duraksamalar görüyor. Böyle bir hikâyede başrollere inanmazsanız film dağılır. Galle’ye ve Peña’ya inanıyorsunuz; senaryonun öteki eksikleri de bu sayede katlanılır hâle geliyor.

Forés’in anlatımı hızlı akıyor. Komedi, aile gerilimi ve romantizm sahneler arasında büyük ölçüde sorunsuz yer değiştiriyor; film hiçbir türde fazla oyalanmıyor. Ancak merkezî çatışmasını derinleştirmekten kaçınıyor. Hidalgo ailesinin Raquel’e neden mesafeli durduğu, izleyiciyi ikna edecek biçimde somutlaşmıyor. İtiraz var, ama arkasındaki neden belirsiz kalıyor. Aile karşı çıkışı bu yüzden her seferinde aynı biçimde geri gelen bir hatırlatmaya dönüşüyor: itiraz dile getiriliyor, ilişki yine de sürüyor. Bu döngü birkaç kez tekrarlandığında gerilim yerini alışkanlığa bırakıyor. İyi kurulmuş bir engel, kahramanları sınar ve onları değiştirir. Burada engel çoğunlukla bir ifade olarak kalıyor, bir sınava dönüşmüyor.

Komedi tarafında da her şey yerine oturmuyor. Bazı esprili anlar, hemen öncesindeki duygusal sahnenin etkisini hafifletiyor ve filmin ritmini bölüyor. Buna karşılık Guillermo Lasheras’ın canlandırdığı Yoshi ile Natalia Azahara’nın canlandırdığı Daniela, hikâyeye en rahat ve en eğlenceli anlarını kazandırıyor. Romantik hat fazla ciddileştiğinde nefes alacak boşluğu bu iki karakter açıyor. Hidalgo ailesi tarafında Hugo Arbues’in Apolo’su ile Eric Masip’in Artemis’i, evin iç dünyasına küçük ama işe yarar dokunuşlar ekliyor. Pilar Castro, Abel Folk, Rachel Lascar ve Emilia Lazo da kadronun içinde yer alıyor; ancak bu kadar kalabalık bir oyuncu listesinde herkesin ayrıntılı biçimde tanıtılması mümkün olmuyor ve bu karakterlerin çoğu hikâyenin kenarında kalıyor. Çok sayıda yüz tanıtan bir filmin hepsine nefes aldırması zaten zor. “Penceremden” bunu yalnızca kısmen başarıyor.

Film, türünün alışıldık kalıplarından pek ayrılmıyor: gizli hayranlık, karşılık bulan duygu, ardından aile engeli. Bu sırayı büyük ölçüde tahmin ettiğiniz gibi izliyorsunuz. Özgünlük olay örgüsünde aranırsa hayal kırıklığı kaçınılmaz. Asıl değer, bu kalıpları ciddiyetle oynayan insanlarda. Forés malzemeye alaycı yaklaşmıyor; genç yaştaki duyguların küçümsenmeye değer olmadığına inanmış bir ton tutturuyor. Bu içtenlik, filmi birçok benzerinden ayıran az sayıdaki şeyden biri. Ergenlik aşkını ya göz devirerek ya da fazla yüceltip ağırlaştırarak anlatmak kolaydır. Film ikisinden de kaçınıyor; duyguyu olduğu boyutta, ne büyütüp ne ufaltarak ele alıyor.

Tür karışımı da buna katkı yapıyor. Romantik filmlerin kolayca sululaşabildiği yerde komedi gerilimi düşürüyor, dramın ağırlaştığı yerde ise bir espri kısa bir mola sağlıyor. Her denge tutmuyor; yukarıda söylediğim gibi bazı espriler yanlış yerde düşüyor. Yine de film sürekli aynı duyguda ısrar etmediği için yorucu olmuyor. İki saate yaklaşan, tek tonlu bir melodramın izleyiciyi nasıl bunaltabileceği düşünülürse, bu çeşitlilik filmin lehine bir tercih.

Sonuçta “Penceremden”, aile çatışmasını yeterince derinleştirmeyen, bazı esprilerle ritmini kaybeden, ama oyuncularının sayesinde ayakta kalan bir film. Senaryonun az üzerinde durduğu bir noktayı ben daha çok merak ettim. Ailenin onayı filmde sürekli konuşuluyor, oysa Raquel için daha zor olan, yıllarca uzaktan bakmakla yetindiği biri karşısında gerçekten görünür olmayı göze alıp alamayacağı. Aile engeli ince kaldığı için bu içsel soru öne çıkabilirdi; film ise onu çoğunlukla Galle’nin yüz ifadesine bırakıyor. Ne bekleyeceğini bilen izleyici için bu yeterli bir sıcaklık sunuyor. Daha fazlasını arayanlar ise filmin vaat ettiği derinliğe varamadan yarı yolda kalacak.

Oyuncular

Fotoğraflar: The Movie Database (TMDB)

Etiketler: , , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

S kadar yorum var.