Film İncelemeleri

Last Call for Istanbul, başrol oyuncularının kimyasıyla ayakta duruyor

Gönenç Uyanık'ın 2023 yapımı romantik draması Beren Saat ve Kıvanç Tatlıtuğ'u bir araya getiriyor ama son perdede hız kaybediyor.
Martha O'Hara
Bizi Google'a ekleyin

Serin’in havalimanında Mehmet ile rastlaşması, New York’ta bir gece boyunca heyecan, arzu ve baştan çıkarmayla dolu bir maceranın kapısını aralar. Gönenç Uyanık’ın yönettiği “Last Call for Istanbul”, izleyiciyi daha ilk sahnelerden itibaren iki evli insanın hayatını tepetaklak edecek bu tesadüfi karşılaşmanın içine çeker. Serin ile Mehmet’in havalimanındaki ilk karşılaşması, kalabalık ve telaşlı bir mekânın karakterlerin iç gerilimini yansıtacak şekilde kurgulanmış; bu açılış, filmin geri kalanının duygusal tempo taşıyıcısı hâline geliyor.

Beren Saat’in Serin’i, karakterin iç dünyasına dair güçlü bir bakış sunuyor; oyuncu, kadının kararlılığı ile duygusal kırılganlığını aynı anda taşıyan bir performans çiziyor. Sessiz kalınan anlarda bile Saat’in yüz ifadesi, Serin’in evliliğine dönüp dönmeyeceği sorusunu sürekli canlı tutuyor.

YouTube video

Kıvanç Tatlıtuğ’un Mehmet’i de benzer bir çelişkiyle var oluyor: dışa dönük bir özgüvenin altında saklı tereddütlerle. Saat’in Serin’i canlandırırken sergilediği duyarlılık ile Tatlıtuğ’un Mehmet’e kattığı kararsızlık, izleyicinin iki karaktere de aynı anda hak verip aynı anda kızmasını sağlıyor; bu ikircikli bağ, iki oyuncu arasındaki kimyayla birleşerek filmi baştan sona tutkulu bir gerilimle ayakta tutmaya yetiyor.

Senan Kara’nın canlandırdığı psikolog karakteri, Serin’in evliliğine dair çekincelerini sese döken bir ayna işlevi görüyor; Zihan Zhao’nun Fenhua’sı ve Michael Loayza’nın Davi’si de hikâyeye farklı bakış açıları katıyor. Susan Slatin’in Jane’i, Annie McCain Engman’ın June’u ve Joy Donze’nin Sophie’si gibi yan karakterler, New York gecesinin kalabalığına gerçekçi bir doku katarak ana çiftin hikâyesini çevreleyen dünyayı somutlaştırıyor. Bu isimlerin her biri, filmin tek bir geceye sıkıştırdığı olay örgüsüne, farklı hayat hikâyelerinin sesini ekliyor.

Filmin en güçlü yanı, iki ana karakter arasındaki duygusal ve fiziksel yakınlığın işlenme biçiminde saklı. Uyanık’ın yönetmenliği bu yakınlığı ne fazla ballandırıyor ne de soğuk bırakıyor; ilişkiyi doğal bir akışla gösterirken, karakterlerin vicdani çelişkilerini de göz ardı etmiyor. Serin ile Mehmet’in birbirine yaklaştığı her sahne, aynı zamanda geride bıraktıkları evliliklerin hayaletiyle de yüzleşiyor.

Teknik açıdan bakıldığında film, New York’un gece hayatını canlı bir atmosferle ekrana taşıyor; şehrin ışıkları ve hareketi, karakterlerin iç dünyasındaki çalkantıyla örtüşen bir fon oluşturuyor. Şehir burada yalnızca bir dekor değil, iki yabancının birbirine tutunmasına zemin hazırlayan bir unsur olarak filme sinmiş durumda. Müzik kullanımı da dikkat çekici: New York’un gece nabzını yansıtan parçalar, sahnelerin duygusal ağırlığını bastırmadan destekliyor.

Konu seçimi açısından “Last Call for Istanbul”, evlilik dışı bir çekimin yol açtığı arzu ve pişmanlık temasını yeni değil ama samimi bir dille ele alıyor. İki evli insanın bir gecelik macerası, seyirciyi kendi sınırları üzerine düşünmeye davet ediyor; filmdeki yan karakterler de bu temayı farklı açılardan besliyor.

Tür bakımından film, romantik dramın klasik unsurlarını -tesadüfi karşılaşma, yasak çekim, vicdan muhasebesi- başarıyla bir araya getiriyor. Tutku ve arzu, karakterlerin iç dünyasının derinine inmek için bir araç olarak kullanılıyor. Senaryo, romantizmi kolay bir kaçış olarak sunmak yerine, iki kahramanın evliliklerine dönecekleri sabahın ağırlığını da hep hissettiriyor.

Filmin en büyük zaafı ise bazı sahnelerde kararlılıktan yoksun bir anlatım temposu; bazı geçişler gereğinden uzun tutulmuş hissi veriyor. Özellikle gece yarısından sonraki sahnelerde diyaloglar kendini tekrar ediyor, sanki senarist aynı çatışmayı iki kez yazmış gibi. Yine de bu pürüz, izleyicinin genel deneyimini gölgede bırakacak kadar büyük değil.

Filmin temaları, seyirciyi kendi ilişkilerine ve seçimlerine dönüp bakmaya itiyor. Evli iki insanın arzu ve pişmanlık arasında sıkışan macerası, kolay bir ahlaki yargıya varmadan izleyiciye ayna tutuyor. Ne Serin ne de Mehmet, filmin sonunda kolayca yargılanabilecek karakterler olarak sunulmuyor; ikisi de hem haklı hem haksız çıkıyor, film bu belirsizliği çözmeden bırakıyor.

“Last Call for Istanbul”, romantik dramın tanıdık kalıplarını hatırlatsa da, karakterlerin iç çelişkilerine verdiği önemle türe tazelik katmayı başarıyor. Bu yüzden film, yalnızca romantik dram meraklılarını değil, karakter odaklı dramları takip eden izleyicileri de tatmin edebilir. Havalimanında başlayıp bir New York gecesinde noktalanan bu kısa ama yoğun yolculuk, seyircisini tutku ve arzunun tam ortasında bırakıyor; Serin ile Mehmet’in sabah ne yapacağı sorusu, son kareden sonra da izleyiciyle birlikte yola çıkıyor.

Oyuncular

Fotoğraflar: The Movie Database (TMDB)

Etiketler: , , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

S kadar yorum var.