Film İncelemeleri

Don’t Look Up bilerek hantal bir hiciv ve tam da bu yüzden rahatsız ediyor

Adam McKay'in kuyruklu yıldız komedisi (2021), iklim krizi ve pandemi alegorisi olarak okunuyor.
Martha O'Hara
Bizi Google'a ekleyin

Don’t Look Up, Adam McKay’in David Sirota ile birlikte yazdığı bir hikâyeden çıkardığı siyasi hiciv. Filmin merkezindeki kuyruklu yıldız iklim krizinin alegorisi, aynı zamanda COVID-19 salgınında toplumun bilime verdiği tepkiyle de paralellik kuruyor. Hikâye basit: Michigan State Üniversitesi’nde astronomi doktora öğrencisi olan Kate Dibiasky daha önce bilinmeyen bir kuyruklu yıldız keşfediyor. Danışmanı Dr. Randall Mindy hesapları yaptığında sonuç ortada: Cisim yaklaşık altı ay içinde Dünya’ya çarpacak ve küresel bir yok oluşa yol açacak büyüklükte. Asıl mesele bundan sonra başlıyor, çünkü film kuyruklu yıldızdan çok, ona verilen tepkiyle ilgileniyor.

Gezegen Savunma Koordinasyon Ofisi’nin başındaki Dr. Teddy Oglethorpe (Rob Morgan) bulguları doğruluyor ve iki bilim insanını Beyaz Saray’a götürüyor. Orada Başkan Janie Orlean’la (Meryl Streep) ve onun oğlu, aynı zamanda Beyaz Saray Kurmay Başkanı olan Jason Orlean’la (Jonah Hill) karşılaşıyorlar. Karşılarına çıkan şey kayıtsızlık. Haberin önemsizleştirilmesi de uzun sürmüyor: Bunu yapan NASA Direktörü’nün astronomiyle hiçbir bağı yok, ama Orlean’ın büyük bağışçılarından biri. Film siyasi düzeni anlatmak için uzun bir konuşmaya gerek duymuyor, bu atama yetiyor. Başkan’ın Yüksek Mahkeme adayıyla yaşadığı cinsel ilişki manşetlere çıkınca da kuyruklu yıldız gündemin gerisine düşüyor.

YouTube video

Mindy ile Dibiasky haberi sabah programında duyurmaya karar veriyor. Variety’nin aktardığına göre programın yapımcısı onlara “Keep it light, fun”, yani hafif ve eğlenceli tutmalarını söylüyor. Sunucular Jack Bremmer (Tyler Perry) ve Brie Evantee (Cate Blanchett) konuyu şakayla geçiştirince Dibiasky sinirlenip tehlikeyi öfkeyle anlattıktan sonra stüdyoyu terk ediyor, ama halkın tepkisi sönük kalıyor. Filmin en keskin yanı burada: Dünyanın sonu, bir magazin programının akışına sığdırılmaya çalışılan bir başlığa dönüşüyor. Variety, McKay’in mesajını “insanlar aptaldır, varlıkları buna bağlı olsa bile hiçbir konuda anlaşmaları beklenemez” diye özetliyor ve filmi kendini beğenmiş, kolay hedefleri seçen bir hiciv olarak niteliyor. Katılmak zorunda değilsiniz, ama itirazın nereden geldiği belli. Sonradan Mindy, Dibiasky ve Oglethorpe sosyal medyada “Just Look Up” kampanyasını örgütleyip başka ülkeleri kuyruklu yıldıza müdahaleye çağırıyor; film kendi başlığına yaslanan bu karşı hamleyi hikâyenin ikinci yarısına taşıyor.

Eleştirmenler filmin hicvi konusunda gerçekten ikiye bölündü. The Guardian filmi “zahmetli, kendinin bilincinde ve gergin” bulup 145 dakikalık bir Saturday Night Live skeçine benzetiyor. Dr. Strangelove, Network ve Wag the Dog’dan esintiler bulduğunu, ama bu filmlerin ne komedisine ne de ciddiyetine erişebildiğini yazıyor. Aynı yazı kuyruklu yıldız metaforunu sorun olarak görmüyor, çünkü küresel ısınma tehlikesi bu benzetmeyi artık abartılı kılmıyor. Guardian’a göre dert, megafonla yapılan komedi tercihinde. Açılış bölümünü ise çarpıcı buluyor: Gelen asteroitleri füzelerle saptırmak gerçekten ABD hükümetinin resmî politikası ve bunu Werner Herzog da Fireball belgeselinde dile getirmişti. Rotten Tomatoes’un özeti benzer bir denge kuruyor: Film çok yükseğe nişan alıyor, dağınık iğnelemelerinin hepsi hedefi bulmuyor, ama toplumsal inkâr temasını tam on ikiden vuruyor. Screen Rant ise tam ters yönde: McKay’in komediyi dramla dengelemekte iyice ustalaştığını, filmin en komik anlarını bile huzursuz edici kıldığını söylüyor. Aynı yazı, bir hükümet yetkilisinin bedava ürünler konusunda yalan söylediği tekrarlayan şakayı gülmeye değer sahneler arasında sayıyor.

Oyunculuk tarafında Film Probe’un yazarı Jennifer Lawrence’ı filmin en iyisi olarak görüyor: Kate’i sıcaklık, kırılganlık ve yakınlık duygusuyla oynuyor, ona göre filmde gerçek hissettiren tek karakter. Variety, Lawrence’ı burun halkası ve kırmızı kadife kek renginde saçlarıyla, DiCaprio’yu ise ezik, inek görünümlü Mindy olarak tarif ediyor. Guardian, Mindy’yi sakallı, insan ilişkilerinden ürken ve Xanax bağımlısı bir astronom olarak anlatıyor. Film Probe, DiCaprio’nun her zamanki gibi güçlü olduğunu, ama karakterinin tuhaf seçimlerinin gölgesinde kaldığını ekliyor. Streep için Guardian “pandomim kötüsü başkan” diyor, Variety’ye göre Streep seyirciden çok daha fazla eğleniyor. Bu noktada ikisine de katılıyorum: Orlean karikatür sınırında dolaşıyor, ama o sınırı aşmıyor. Mark Rylance, Peter Isherwell’i Guardian’ın deyişiyle ürkütücü bir İngiliz teknoloji patronu olarak oynuyor ve filmde büyük teknoloji şirketlerinin siyaset üzerindeki etkisini temsil ediyor.

Yan rollerdeki kalabalığın hesabı, kadroyu oluşturan Francine Maisler’e çıkıyor. Roger Ebert’in sitesi, film bir ödülü hak ediyorsa bunun kast yönetmenine gitmesi gerektiğini yazıyor; bu Netflix filmi o kadar çok pahalı isimle dolu. Timothée Chalamet’in Yule’u ile Ron Perlman’ın Benedict Drask’ı da bu kadronun parçası. Film Probe ilk izlemede Chalamet’nin kadroya en saçma eklenen isim gibi göründüğünü, ikinci izlemede karakterinin sıradanlığı sayesinde sevimli bulduğunu söylüyor. Aynı yazar birkaç ünlü cameo’nun fazla kullanıldığını da kabul ediyor ve filmin bunlar olmadan daha iyi olabileceğini düşünüyor. Yani bu kadro sahnelere hem enerji katıyor hem de bazı yerlerde filmin dikkatini dağıtıyor.

Filmin yolculuğu da kendi başına bir hikâye. Başta Paramount ile sinemaya çıkması planlanan yapım, birkaç ay sonra Netflix’e geçti. Çekimler Nisan 2020’de Massachusetts’te başlayacaktı, COVID-19 yüzünden ertelendi; Kasım 2020’de başlayıp Şubat 2021’de bitti. Lawrence kadroya ilk katılan isimdi, DiCaprio senaryoda yapılacak değişiklikleri McKay ile konuştuktan sonra imza attı. Film 10 Aralık 2021’de sınırlı sayıda sinemada gösterildi, 24 Aralık’ta Netflix’e geldi. İzleyici ilgisi büyük oldu: Netflix’te tek haftada en çok izlenme süresi rekorunu kırdı, ilk 28 günde platformun en çok izlenen ikinci filmi oldu. Dört Oscar adaylığı (En İyi Film dahil) ve Altın Küre adaylıkları aldı, 74. Writers Guild of America ödüllerinde En İyi Orijinal Senaryo’yu kazandı.

Benim görüşüm şu: Film mükemmel değil, iğnelemeleri her zaman keskin değil ve Guardian’ın “zahmetli” dediği tempo yer yer gerçekten hissediliyor. Yine de dünyanın sonunun bir sabah programında “hafif ve eğlenceli” tutulmaya çalışılması gibi sahneler akılda kalıyor. Film Probe’un yazarının dediği gibi, bu her şeyden önce insanı rahatsız edip düşündüren bir iş. Beğenseniz de beğenmeseniz de, kuyruklu yıldız ekranda büyürken herkesin başka bir şeye baktığı o tabloyu unutmak kolay değil.

Oyuncular

Fotoğraflar: The Movie Database (TMDB)

Etiketler: , , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

0 yorum var.