Film İncelemeleri

Cinnet korkutmuyor; insanın yönünü şaşırtıyor. Kalıcılığının nedeni de bu

Stanley Kubrick, 1980. Overlook Oteli'nin geometrik kabusu hâlâ çözümsüz kalıyor.
Martha O'Hara
Bizi Google'a ekleyin

Cinnet’in açılış planında, Jack Torrance’ın arabasını Rocky Dağları’nın kıvrımlı yollarında izleyen bir helikopter görürüz. Bu görüntü, filmin temel bakışını daha en baştan ortaya koyar: Soğuk, mesafeli; sanki kamera, hayatta kalıp kalmayacağınızla hiç ilgilenmeyen bir varlığa aittir. Kubrick, insanları birer deney örneği gibi kadraja alır. Overlook Oteli ise onları bütünüyle yutar.

Kubrick, birlikte senaryoyu kaleme aldığı Diane Johnson’la, Stephen King’in romanını alıp içindeki şefkati söküp atar. King’in kitabını gerçekten sarsıcı kılan, ailesini seven bir adamın, içini kemiren bir şey yüzünden onları yitirmesinin trajedisiydi. Kubrick’in Jack Torrance’ı Overlook’a geldiğinde çoktan yarı yarıya tükenmiştir. Otel müdürüyle yaptığı iş görüşmesinde Jack Nicholson’ın gözlerinde beliren o kendine özgü parıltı, hikâyenin nereye varacağını açıkça anlatır; üstelik bunun nedeni karakterin içinde bulunduğu durum değildir. Bu tercih bir kusur mu, yoksa filmin gücü mü? Yanıt, korku sinemasından ne beklediğinize bağlı. Kubrick’in peşinde olduğu şey huzursuzluk. Yasla ilgilenmiyor.

YouTube video

Otelin kendisi, filmin en büyük başarısı. Koridorlarının geometrisi tutmaz: İmkânsız yerlere pencereler açılır, kat planları bir kurgudan diğerine kendiyle çelişir. Kubrick, mekânı, yerçekimiyle ilişkisini bir türlü tam olarak kuramayan Steadicam’le görüntüler. Kamera, Danny’nin üç tekerlekli bisikletini koridorlarda, sanki üzerine atlayıp atlamamaya karar veren bir şeymiş gibi takip eder. Filmin ününü en çok haklı çıkaran sahneler bunlardır ve tek bir bariz doğaüstü görüntüye bile başvurmadan yaratılırlar.

Nicholson’ın performansıysa bambaşka bir şey. Deliliğe sürüklenişi bir çöküşten çok, peş peşe gelen teatral patlamaları andırır: Fal taşı gibi açılmış gözler, dişlerini gösteren bir ağız ve kariyeri boyunca eline balta alacağı anı beklemiş bir adamın iştahıyla oynanan o meşhur “İşte Johnny” sahnesi. İzlemesi olağanüstü. Korkutuculuğuysa neredeyse yok. Asıl dehşet, yapılan her hesabı görebilmeniz. Wendy Torrance rolündeki Shelley Duvall’ın yaptıkları daha zor, üstelik çok daha az takdir görüyor. Psikolojik dayanma gücünün sonuna gelmiş, adrenalin ve çaresizlikle ayakta duran bir kadını canlandırıyor. Jack’in gülümseyerek, konuşarak, hiç acele etmeden üzerine indiği sırada beyzbol sopasıyla merdivenlerden geri geri çıktığı sahne, rol arkadaşının gösterişli anlarında yaptıklarından çok daha sarsıcı. Çünkü Duvall bu sahneyi oynuyor gibi değil, gerçekten yaşıyor gibi görünüyor.

Wendy Carlos ve Rachel Elkind’in müziği, kısaca anılıp geçilmekten fazlasını hak ediyor. Bartók’tan izler taşıyan yaylı kümeleriyle, sentezleyiciden geçirilmiş bir kilise orgunu andıran sesler arasında gidip geliyor. Korku sinemasında ender rastlanan bir şey yapıyor: Dehşeti kişisel değil, kozmik ölçekte hissettiriyor. Overlook, Jack’in yaptığı belirli bir şey yüzünden peşine düşmüyor. Olacak olan başından beri buydu.

Filmin asıl konusu belirsizlik. Jack’in içine otel mi girdi, yoksa eninde sonunda buraya varması zaten kaçınılmaz mıydı? Finaldeki fotoğraf, Jack’i Overlook’a gelişinden onlarca yıl önce orada göstererek akılcı açıklamanın ötesinde bir şeye işaret ediyor ama tek bir yoruma bağlanmıyor. Filmlerini açıklamaya yanaşmamasıyla tanınan Kubrick’in bu alışkanlığı, burada geçiştirmeden ibaret kalmıyor; insanın içine işleyen gerçek bir ürperti yaratıyor. Overlook’taki bazı soruların yanıtı yok. Film de onları zorla çözüme kavuşturmamakta yeterince bilge davranıyor.

Cinnet’in ivme kaybettiği yer, karakterleri insan olarak ele alış biçimi. Kubrick’in klinik mesafesi, izleyiciyi filmin içine sokmak yerine onu çözümlemeye yöneltiyor. Kendinizi Danny’nin korkusunu hissetmek yerine bir kadrajın geometrisini incelerken buluyorsunuz. Filme adını veren, çocuğun psişik yeteneğine ayrılan ekran süresi, otelin duvar kâğıdı desenlerine ayrılanın gerisinde kalıyor. Hallorann’ı canlandıran Scatman Crothers, bu duvarların dışında da bir hayatı varmış gibi görünen tek karakter. Kubrick ise onu son derece ölçülü, neredeyse acımasızca az kullanıyor.

Aradan kırk yılı aşkın zaman geçmesine rağmen Cinnet hâlâ tartışma yaratıyor: Neleri gizlediği, Kubrick’in King’in eserine ne yaptığı, otelin kötülüğünün gerçek mi yoksa yansıtılmış mı olduğu üzerine. Filmi kapatan fotoğraf —Jack’in, Overlook’ta düzenlenen bir partide gülümserken, otele gelişinden onlarca yıl öncesine ait bir karede görünmesi— yeni yorumlara kapı açmayı sürdürüyor; çünkü hiçbir yorum fotoğraftaki her şeyi açıklayamıyor. Filmin içine girmeyi zorlaştıran o klinik mesafenin, onun hakkında kesin bir yargıya varmayı da güçleştirdiği anlaşılıyor.

Oyuncu Kadrosu

Fotoğraflar: The Movie Database (TMDB)

Etiketler: , , , , , ,

Bizi Google'a ekleyin

Tartışma

0 yorum var.